Ana içeriğe atla

Kayıtlar

''Terörsüz Türkiye'' mi ''Demokrasi ve Barış'' mı?

Video: Zıt dillerle bulamaç haline gelen “süreç” uzlaşma, yüzleşme, “demokrasi" vaat ediyor mu? “Girişim", “proje”, “süreç”... Bir taraf “Terörsüz Türkiye” derken, diğeri “Barış” diyor. Komisyon hala faal, ama şeffaflık yok. Bu hareketlilikten kalıcı bir sonuç çıkacak mı? Yavuz Baydar, Cengiz Aktar ve Ragıp Duran Kürt Meselesinde son durumu değerlendiriyor, tartışıyor.  https://narblog.substack.com/p/video-zt-dillerle-bulamac-haline?utm_source=podcast-email&publication_id=5786424&post_id=181671974&utm_campaign=email-play-on-substack&utm_content=watch_now_button&r=6xjky2&triedRedirect=true&utm_medium=email

Demokrasisiz Barış ya da Barışsız Demokrasi projesi hakkında Hayati Sorular

Girişim, proje, süreç, plan   gibi   isimleri var. Aktör sayısı belirsiz. Şeffaflık neredeyse eksi 10’larda. Tarafların konum, tutum ve politikaları da pek net değil. Devlet ne yapıyor? Ne İstiyor? Kürtler pardon PKK pardon Öcalan ne yapıyor? Ne istiyor? Çok soru var. Az cevap.   Ragıp DURAN ·      Ulusal Kurtuluş Hareketleri ve Komünist   Partilerin liderleri hapse düştüğünde onun liderliği hala sürer mi? ·      Öcalan, 26 yıllık hapis hayatı boyunca gerçekten tam tecritte miydi? Bu süre   içinde kimlerle ne sıklıkta görüştü? ·      İmralı’da Öcalan’la görüşenler kendisi ile hangi konularda ne tür pazarlıklar yaptı? ·      Hapiste 26 yıl, mahkumun akıl ve ruh sağlığını ne derece etkileyebilir? ·      Dünyada tarihte, hangi ulusal kurtuluş hareketleri ne zaman ve nasıl silah bırakıp örgütü feshetmiştir? ·      Öcalan’ın 27 Şubat...

Yolsuzluğa Karşı Mücadelede Medya

* Kalıcı, köklü, evrensel ve devasa bir sorun olan yolsuzluğa karşı etkili mücadelenin en önemli araçlarından biri bağımsız, tarafsız ve adil bir yargı ise bağımsız ve özgür bir medya olmaksızın bu belayı altetmek mümkün değil. Ragıp DURAN Bugün sadece güncel bir sorun olduğu için değil aynı zamanda kalıcı, köklü ve evrensel bir mesele olduğu için Devlet-Yolsuzluk-Yurttaş-Medya dörtlüsünün konumu ve işlevleri son derece önemli. Özellikle Türkiye’de. Bu dörtlü aslında çok boyutlu ve karmaşık bir nebula. Yolsuzluk, devleti çürüttüğü için, yurttaşın resmi ve özel kurumlara olan ilgi ve güvenini sarsıyor ayrıca da ülkenin sosyal ve ekonomik gelişmesini engelliyor. Yolsuzluk, eşit yurttaşlık ilkesini de   berhava ediyor. Soruları çalanlar sınavlarda başarılı sayılıyor, çok iyi hazırlanıp sınava girenler ise kaybediyor. Rüşvet verip atamasını alan memur adayı, kendisinden çok daha parlak bir başka memur adayının hakkını gaspediyor. Birisi para verip satın aldığı sahte diploma...

TÜRKİYE’DEN ZİNCİRLİ MEDYA MANZARALARI

2019 yılında Atina'da yayınlanan kitaptan bir makale. * Egemen medya, eski alışkanlığını sürdürerek, Erdoğan ve AKP’nin, yani devletin/iktidarın 24 saat reklam ve propagandasını yapıyor. İktidarın önemli ama tayin edici olmayan ideolojik bir aygıtı oldu medya. Türk medyası bir günde bu hale düşmedi. Geçmişi çok parlak sayılmazdı ama bu kadar da kötü değildi. RAGIP DURAN (*) Fransız Le Monde gazetesinin kurucusu Hubert Beuve-Méry, ‘’Her ülke layık olduğu gazeteyi çıkarır’’der. Doğrudur. Der Spiegel’i ancak Almanya yayınlar, Libération’u da Fransa. CNN tipik bir Amerikanürünüdür, BBC de pek İngilizdir. ‘’Önce Vatan’’, ‘’Fanatik’’, ‘’AMK’’ ise Türkiye’de yayınlanan üç gazetenin adı. Diğer gazetelerin isimlerine baktığımızda da Türkiye’de nelerin eksik olduğunu anlayabiliriz: Hürriyet, Cumhuriyet, Doğru Haber, Yeni Söz, Güneş, Yeni Şafak, Vatan, Karar, Aydınlık, Evrensel, Yeni Yaşam…80 öncesinde bir de ‘’Demokrat’’ adlı bir gazete çıkardı. O ZAMAN BU ZAMAN, ORASI BURASI Zamanda ve meka...

Volkan Vural’ın Anıları: Tozpembe Gözlüklü Olağan Bir Büyükelçi

* Büyükelçi Volkan Vural anılarında, çocukluk, ilk gençlik, tahsil hayatı ile Seul, Moskova, Tahran, New York, AB Genel Sekreterliği görevlerinde bulunduğu yılları yazmış. Diğer meslektaşları gibi üstün başarılarını, diplomatik zaferlerini anlatıyor. Neyse ki iki perçem itiraz ve eleştiri de var yazdıklarında. Ragıp DURAN Volkan Vural’ın Doğan Kitap’tan çıkan, 2. baskısı 2025 Temmuz ayından yapılmış 429 sayfalık ‘’Olağanüstü ve Tam Yetkili Bir Büyükelçinin Belleğinde Kalanlar’’ başlıklı kitabını okudum. Aslında kitabın henüz ortalarına gelmeden içimden bir ses ‘’Sen bu kitabı okumuştun!’’ dedi. Yoo emindim, ilk defa okuyordum. Biraz yoklayınca belleğimi anladım: Son dönemde okuduğum sefirlerin anı kitapları, birçok bölümde, aynı tornadan çıkmışçasına birbirine çok benziyor. Hepsi çok çalışkan, çok idealist, usta diplomatların yanında yetişiyorlar, atandıkları yabancı başkentlerde hemen onur ve gururla   ‘’Yüce Devletimizi’’   temsil ederken fevkalade önemli işlere imza ...

Osman Ulagay’ın Anıları : Ekonomi Gazeteciliği, İş Dünyası, Liberalizm veee Kapitalizm!

  *  Osman Ulagay, 82 yıllık yaşamından önemli bulduğu dönemlerin anılarını kaleme almış. Siyasetsiz bir ekonomi, emekçisiz bir iş dünyası ve bol bol kapitalizm övgüsü. Halbuki… Ragıp DURAN Diplomat ve gazeteci anılarına meraklı olduğum için Osman Ulagay’ın ‘’Bir Ömrün Aynasında/Türkiye’de 82 yıl’’( Doğan Kitap, 2025, 227 s.) başlıklı kitabını aldım ve okudum. Ulagay ile aynı dönemde Cumhuriyet gazetesinde çalışmıştım. Ama ben Londra muhabiri iken o gazete merkezinde İstanbul’da Ekonomi Servisi Şefi idi. Son derece efendi, iyi tahsil terbiye görmüş, sessiz sakin, köklü bir burjuva aileden gelmiş, kültürlü bir gazeteci olarak bilinir kendisi. Kitabın 31 satırının altını çizmişim. Hepsini yazacak değilim. Öncelikle bizde Ekonomi Servisi denilen bölümün gerçek adının İş Dünyası hatta İşverenler Departmanı olduğunu saptamak gerek. Zaten Ulagay’ın anılarında ve kitabın sonundaki fotograf albümünde de hep işveren kuruluşları, büyük patronlar ve hükümet üyeleri ön planda....

ZÜLFÜ LİVANELİ: BEKLE BENİ Gerekli bir Hesaplaşma Anlatısı

  * Livaneli’nin son romanı ‘’Bekle Beni’’, 12 Mart dönemini anlatırken, bireysel/toplumsal, şahsi/siyasi ikilemleri, ceberrut devleti ve devrimcinin ruh hallerini güzel betimliyor. Ragıp Duran Müzik, sinema, edebiyat alanlarında velut, kaliteli eserler yaratmış olan Livaneli, son kitabı ‘’Bekle Beni’’de 54 yıl geriye gidip 12 Mart karanlığında cezaevini, işkenceleri, direnen gençleri kısacası o dönemin Türkiye’sini yazmış. Benim ilk başta dikkatimi çeken ve tabi ki sevindiren bilgi, kitabın ilk baskılarının toplam 400 bin adete ulaşması. (Can yayınları, Eylül 2025). Az kitap okuyan bir toplumda, son 54 yılda herhalde onbinlerce insan, Livaneli’nin anlattığı cezaevlerini, işkenceleri, devletin korkunç baskılarını, sürgünü, ailelerinin parçalanıp dağıldığını yaşadı. Bu insanlar ve yakınları hiç kuşku yok ki, ‘’Bekle Beni’’de kendi yaşamöykülerini, hayal kırıklıklarını ve umutlarını bulacak. Yazar, kitabın sonunda, yaşadıklarının bir kısmını aktarmış olsa da, bu anlatının b...