Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÖCALAN VE SÜREÇ NEDEN ELEŞTİRİLEMİYOR?

·       Ortada çok önemli bir sürünceme süreci var. Rejim adım adım başarılı bir şekilde ilerliyor, Komünalizm/Demokratik Entegrasyon da sessiz sedasız sahnede. Ragıp DURAN Yaklaşık iki yıldır gündemde olan ‘’Terörsüz Türkiye/Barış ve Toplumsal Demokrasi’’süreci memleketin en önemli meselesi olduğu halde şimdiye kadar yeteri kadar değerlendirilemedi ve doğru dürüst eleştirilemedi. Aslında özellikle Kürt tabanında giderek yükselen ve yaygınlaşan bir itiraz gözlemleniyor. Ne var ki egemen Kürt siyasi elitleri, kamuoyu önderleri, Devlet (Hem Bahçeli hem ötekisi) ile Öcalan arasında sürdürülen ilişkiler konusunda olsun, ‘’Kurucu Önderliğin’’ çoğu zaman sorunlu açıklamaları konusunda olsun ya otomatik olarak kafa sallıyor ya da suskunluklarını muhafaza ediyor. İlginçtir, suskunluk bu aralar, bu cenahta aslında itiraz anlamına mı geliyor?   Önem sırası gözetmeden bu biat, suskunluk ve karşı çıkma eksikliğinin nedenlerini sıralamaya çalışacağım: · ...
En son yayınlar

Eros’la Sezar’ın Trajik Sonu

·      FİFA 2026, yirmidört yıl bekledikten sonra ‘’Biz bitti demeden bitti’’. Bu hezimetin hesabı sorulur mu? Bu bozgundan ders çıkaran olur mu? Iııh! Ragıp Duran Hocam iyi günler. Umarım afiyettesinizdir... Teşekkürler, iyiyim ama bu sıcaklar beni bayıltıyor. 30 derecenin üstünde bu aralar burası. İnsan gevşiyor, hiç bir şey yapası gelmiyor. Zaten güneş batmadan dışarı çıkmak da pek sağlıklı değil. Önlem olarak günde üç rekat duş alıyorum. İyi geliyor. Allah kabul etsin hocam. Bu hafta FİFA 2026’yı konuşalım mı? Bu konuda bir yazı yazdım zaten. Belki okumuşsundur. Okudum ama yine de deşelim derim. Bundan sonra ne olacak sizce? Bu hezimetin sorumluları hesap verecek mi? Türkiye’de 24 yıldır hangi hezimetin, hangi olumsuzluğun hesabı soruldu ki FİFA 2026’nın ki sorulsun? İstifa mekanizması zaten uzun süredir yasak. Bu nedenle ben Spor Bakanı, TFF Başkanı ya da Teknik Direktörün   istifasını beklemiyorum. Zaten ilk işaretler de hezimetin ‘’beklenmed...

FİFA 2026: Siyasi, kültürel ve sportif hezimet

 *  Maç deyip geçmemek lazım. Hele Milli Takımın maçı ise ortam, oyun, sonuç ülkenin siyasi, kültürel havası hakkında da ilginç ipuçları verir. Ragıp Duran Türk milli takımının   ABD’de düzenlenen FİFA 2026 Dünya Kupasında ilk iki maçta, üstelik tek gol atamadan ve son derece   kötü bir oyunla yenilmesinin ardından diskalifye olması   sadece sportif alandaki teknik, taktik, stratejik eksiklik ve hatalarla açıklanamayacak kadar vahim bir manzarayı ortaya çıkarttı. TFF Başkanının anlamsız açıklamaları, Teknik Direktörün oyun planları, ilk 11’leri ve nihayet futbolcuların başarısızlıkları   uzmanlar tarafından teknik bağlamda etraflı bir şekilde değerlendiriliyor, eleştiriliyor. Gerçi bu ara en önemli konuya değinen pek az yazar, uzman var: Bundan sonra ne olacak? TFF Başkanı, Teknik Direktör, ki en baştaki sorumlu kişiler bunlar, istifa edecekler mi? ABD’deki hezimet sadece maçın sonundaki skor tabelasında kendini göstermiyor. Binlerce yurttaş sosya...

Hiç Bir Şey Tutamaz Kitapların Yerini!

  Dünya Kupası pek umurumda değil. Milli Takımı değil Galatasaray’ı tutuyorum ben. Havada karada denizde, sevinçte ve kederde en sağlam dost kitaptır. Ragıp Duran Hocam iyi günler. Merhaba. Bir süredir kitap muhabbeti yapmıyorduk. Ne dersiniz? Memnuniyetle. Evet, bu aralar okuduğunuz kitaplar... Yayınlanmasını sabırsızlıkla beklediğim bir kitap Stefan İhrig’in ‘’Erdoğan:The Story’’(Erdoğan’ın Öyküsü) başlıklı çalışması. Aaa hocam bu İhrig, ‘’Naziler ve Atatürk’ ’‘kitabının yazarı değil mi? Evet. Okumuş muydun? Okumadım ama içeriğinden haberdarım. Hitler’in Atatürk’den esinlendiği konu ve alanları tahlil ediyor. İttihat Terakki okumalarında ne var yeni? Hakan Özoğlu’nun ‘ ’Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları’’ kitabı şahane. Hocam kuruluş mu kurtuluş mu? KURULUŞ KURULUŞ! Geçen hafta yapılan bir toplantıda Patrak Estukyan şöyle konuşmuş: “Ağır yalanlar ve ağır suçlar bu Cumhuriyetin kuruluş kodlarıyla harmanlanmıştır. Kurtuluş savaşından sonra Türkiye’de ya...

Başım Gözüm Üstüne...

    Toplumsal bir yaratık olan insan ancak dostlarıyla birlikte olduğunda ciddi ve önemli bir kimlik, kişilik sahibi olabiliyor. Cuma’sı olmayan bir Robinson Cruose bile yoktur. Hakiki dostlukta çıkar ilişkisi yok, iktidar yok, muhabbet var, gırgır var, yeme-içme, gezme-tozma var. Ragıp Duran Hocam değişik bir girizgâh istemiştiniz geçen hafta. Başlıyorum. Hadi bakalım hayırlısı... Geçen hafta sizi her zaman gördüğümüz   mekânda bulamadık. Hayrola? Aa evet. Taşındım. Neden? Ev sahibi ile anlaşamadık. Aslında çok efendi, iyi anlaştığımız bir ev sahibim vardı. Ama bu sefer hem kiraya çok yüksek bir zam talep etti. Hem de bazı kısıtlamalar getirdi. Ne gibi? Efendim eve yatıya misafir almayacakmışım.   3 numaradaki komşuyla görüşmeyecekmişim. Saat 22.00’den sonra dış kapı kilitlenecekmiş. Bu tür yasaklar. Eee siz de evi boşaltıp taşındınız değil mi? Evet. Yeni evinizde rahat mısınız? Hem de nasıl. Karışan yok, hesap soran yok, kısıtlama getiren ...

KÜRDî MUALLAK , TÜRKî MATALE (*)

·       MHP liderinin 22 Ekim 2024’de Kurucu Önderlikle birlikte başlattığı ‘’Süreç’’, 588 gün sonra ne durumda? Ne, neden, nasıl değişti? Ragıp Duran Hocam merhaba. Nasılsınız? İyiyim. Sen? Her seferinde bu geleneksel girizgahla başlamasak... Farklı bir başlangıç tasarla gelecek haftaya, olur mu? Deneyeceğim. Butlanı mı konuşacağız bugün? Geçen hafta aktüaliteye bağlı kalmayalım demiştim. Pardon haklısınız. Peki hangi konuyu değerlendireceğiz bugün? Senin var mı deşmek istediğin bir konu? Eeee yok ama ben Kürt Meselesinin bugün geldiği konumun köken ve nedenlerini merak ediyorum. Kürt Meselesi de aktüel bir konu ama bence irdelemeye değer. Doğru, haklısın. Kurucu Önderlik’den başlayalım mı? Bu deyim, bu sıfat, bu ünvan Öcalan ya da PKK tarafından değil, bildiğim kadarıyla önce Bahçeli tarafından telaffuz edildi. Değil mi? PKK terminolojisinde ‘’Önderlik’’ var, ‘’Serok’’ var, ‘’Başkan’’ var , ‘’Reber’’ (Rehber) var ama Kurucu Önderlik yoktu...

Kadim Selanik'in Zengin Renkleri

  EN E K E N Ne güzel şehirdi benim şehrim Ragıp DURAN (*) Thessaloniki ya da Türkçesiyle Selanik, Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci büyük kentiydi. 1912’ye, hatta 1924’e kadar, yani kentin Yunanlılar tarafından geri alınmasına ve Türkiye ile Yunanistan arasında Müslüman ve Ortodoks nüfusun zorunlu mübadelesine dek, siyasal, ticari, kültürel ve entelektüel bir merkezdi. Selanik, Osmanlı Balkanları’nın kültürel, ekonomik ve siyasal kavşağıydı. Bir modernlik beşiğiydi; çünkü Batı dünyasıyla sürekli temas hâlinde olan bir limandı. Nüfusu çok uluslu, çok dinliydi; üstelik genel olarak çokdilliydi. 1866’dan beri Selanik-Viyana demiryolu hattı, Bâbıâli’yi Avrupa’ya bağlıyordu. Selanik, 1908 Jön Türk Devrimi’nin odağıydı. Bu hareket, Sultan II. Abdülhamid’in son derece baskıcı rejimine karşı imparatorluğu Meşrutiyet temelinde bir Anayasal bir   devlet haline getirmek isteyen yerel askerî ve entelektüel çevrelerle İstanbul’daki benzer   çevreler içinde doğmuştu. Kent, 19...