Ragıp Duran · Bir metin okurken sadece su yüzüne çıkan kelimelerin anlamıyla yetinirsek metni anlayamayız/kavrayamayız. Keza herhangi bir görsele yönelik sıradan/düz bir bakış da o görselin anlamını bize veremez. Kazımak, deşmek, sökmek, derini okuyup dibe bakmak lazım. Sokakta yürürken, sağda solda gezerken gözüme çarpan güzel, ilginç, aykırı, çıkıntı görüntüleri cep telefonuyla hemen kaydederim. Hollandalı semiolog Teun A. Van Dijk’ın geliştirdiği ‘’Eleştirel Söylem Tahlili’’ yöntemi, bir metni önü arkası, sağı solu, geçmişi geleceği perspektifleriyle okumaya dayanıyor. Metnin sosyolojisini, ideolojisini deşiyor, arkeolojisini çıkarıyor. John Berger de, benzeri bir yöntemi görsel malzemeler, fotograflar, resimler, tablolar üzerinden yapıyor. İkisinin amacı aynı: Okunanın/söylenenin ya da gösterilenin ötesini görmeye, göstermeye, anlatmaya çalışmak. Çünkü hiç bir nesne, hiç bir görüntü, hiç bir metin sadece bizim gördüğümüzden/okud...
Ragıp Duran · ‘’Zenginler, istedikleri mesajları fakirlere iletmek amacıyla medya organları satın alır’’ demişti Bourdieu. Biz bu nedenle aktüaliteye fazla yüz vermeyelim. Arkasına, dibine bakalım. Hocam merhaba... Nasılsınız? İyiyim teşekkür ederim. Sen de iyisin değil mi? Sağolun iyiyim. Yalnız gündem bu aralar yine çok yoğun. Bir yandan Yeni Parti’deki gelişmeler bir yandan Çerçeve Yasa meselesi... Ne diyorsunuz bu konularda? Daha önce söylemiştim. Gündeme takılıp kalmayalım. Çünkü gündemdeki konuları doğru dürüst kavrayabilmek için bile öncelikle sağlam, derin bir düşünme, değerlendirme ve eleştiri kültürüne, bu alanlarda güçlü bir arka plan bilgisine sahip olmak lazım. Yoksa iş kahve muhabbetine döner. Fransızcada ‘’Politique politicienne’’ (Politikacı siyaseti) diye bir deyim var. Kendi çıkarları için, kısır çekişmeler, yüzeysel atışmalar anlamında. Nedir bu ‘’Sağlam, derin bir düşünme, değerlendirme ve eleştiri kültürü’’ dediğiniz? ...