· İktidarın tasarlayıp uyguladığı Terörsüz Türkiye projesine büyük bir hevesle destek veren Öcalan-Kandil-DEM kutbu artık rejimin organik bir parçası haline geldi. Bu üçlü, yenilgi ve teslimiyeti gizleyip meşrulaştırmak için ama esas olarak rejimin bir aparatı haline geldiğini saklamak için saçma sapan parendeler atıyor, ama artık söz, girişim ve inandırıcılık imtiyaz ve egemenliğini kaybetti. Ragıp Duran Terörsüz Türkiye Sürecinin bir cenahı, gerçeklerden neredeyse tamamen kopmasına rağmen toz pembe manzaralar görmeye ve üretmeye devam ediyor. Üstelik, rejim, amaç ve niyetini her gün bas bas bağıra çağıra ilan ederken, sürecin anti-demokratik hatta faşist cemali ortaya çıkarken, tavuklar rejimin bir aleti olduklarının su yüzüne çıkmasını önlemek için fantastik ve fantezist ‘’paradigmalarını’’ giderek akıl almaz düzeye çıkartıyor. Dr. Qasimlo, Mahabad Çarçıra Meydanında mitingde halka seslenirken halk; "Bijî Qasimlo! Bijî Qasimlo!" diye haykırmaya başlaması...
Ragıp Duran · Bir metin okurken sadece su yüzüne çıkan kelimelerin anlamıyla yetinirsek metni anlayamayız/kavrayamayız. Keza herhangi bir görsele yönelik sıradan/düz bir bakış da o görselin anlamını bize veremez. Kazımak, deşmek, sökmek, derini okuyup dibe bakmak lazım. Sokakta yürürken, sağda solda gezerken gözüme çarpan güzel, ilginç, aykırı, çıkıntı görüntüleri cep telefonuyla hemen kaydederim. Hollandalı semiolog Teun A. Van Dijk’ın geliştirdiği ‘’Eleştirel Söylem Tahlili’’ yöntemi, bir metni önü arkası, sağı solu, geçmişi geleceği perspektifleriyle okumaya dayanıyor. Metnin sosyolojisini, ideolojisini deşiyor, arkeolojisini çıkarıyor. John Berger de, benzeri bir yöntemi görsel malzemeler, fotograflar, resimler, tablolar üzerinden yapıyor. İkisinin amacı aynı: Okunanın/söylenenin ya da gösterilenin ötesini görmeye, göstermeye, anlatmaya çalışmak. Çünkü hiç bir nesne, hiç bir görüntü, hiç bir metin sadece bizim gördüğümüzden/okud...