·
Ortada
çok önemli bir sürünceme süreci var. Rejim adım adım başarılı bir şekilde
ilerliyor, Komünalizm/Demokratik Entegrasyon da sessiz sedasız sahnede.
Ragıp DURAN
Yaklaşık iki yıldır
gündemde olan ‘’Terörsüz Türkiye/Barış ve Toplumsal Demokrasi’’süreci
memleketin en önemli meselesi olduğu halde şimdiye kadar yeteri kadar
değerlendirilemedi ve doğru dürüst eleştirilemedi.
Aslında özellikle Kürt
tabanında giderek yükselen ve yaygınlaşan bir itiraz gözlemleniyor. Ne var ki egemen
Kürt siyasi elitleri, kamuoyu önderleri, Devlet (Hem Bahçeli hem ötekisi) ile
Öcalan arasında sürdürülen ilişkiler konusunda olsun, ‘’Kurucu Önderliğin’’
çoğu zaman sorunlu açıklamaları konusunda olsun ya otomatik olarak kafa
sallıyor ya da suskunluklarını muhafaza ediyor. İlginçtir, suskunluk bu aralar,
bu cenahta aslında itiraz anlamına mı geliyor?
Önem sırası gözetmeden
bu biat, suskunluk ve karşı çıkma eksikliğinin nedenlerini sıralamaya
çalışacağım:
·
PKK, ‘’Apocu
Hareket’’, ‘’Kürt Özgürlük Hareketi’’, KCK gibi isimlerle anılan küme, aslında muhaliflere
ve bağımsız gözlemcilere göre siyasi bir örgüt, siyasi bir parti olmaktan
çoktan (En geç 1999’dan bu yana) çıktı. Bu nebulaya yönelik eleştirilere göre artık
bir Tek Adam tarikatı gündemde. Bu
manzaraya göre ‘’Kurucu Önderlik’’ var bir de müritleri. O camiada özgür birey,
kişisel özgürlük, bağımsız fikir, sorgulama, eleştiri ya da muhalefetin namevcut olduğunu saptıyor çok sayıda
gözlemci. PKK’nin geçmişi, Serok’u
eleştirenlerin akibetini kaydettiğini hatırlatıyor Öcalan ve ‘’Süreç’’
karşıtları. Öcalan ne derse onu olduğu gibi tekrarlamak tarikatın temel ilkesi
haline geldi. Öcalan bir gün önce söylediğinin tam tersini ertesi gün söylese
bile müritler da aynı onun gibi davranmak zorunda. ‘’Ben Başkan Apo'nun
yanlışlarının da militanıyım".
Tek
Adam rejimi yalnız Hitler Almanya’sının, Stalin SSCB’sinin, Erdoğan
Türkiye’sinin değil Kürt dünyasının bir bölümünün de başına gelmiş en trajik felaket.
·
PKK
network’ünde milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları, STK
yöneticileri, gazeteciler, uzmanlar ve akademisyenler var. Ayrıca orta sınıf
diyebileceğimiz geniş bir esnaf, küçük-orta tüccar kesimi mevcut. Bu kişilerin
çoğunluğu (Orta sınıf mensupları hariç) Öcalan’a organik olarak bağımlı. Mevki,
makam ve maaşlarını, bu konumlarını onun sayesinde sağlamış durumdalar. Öcalan’a veya Süreç’e karşı çıktıkları an
mevkilerini ve işlerini kaybedeceklerini çok iyi biliyorlar. Ayrıca aforoz
edilip linç edilecekler. Ve ne yazık ki bu kümedeki çok sayıda insan bu
makamlarını kaybettiklerinde, hem geçmiş angajmanları hem de pek derin olmayan
çap ve CV’leri nedeniyle işsiz güçsüz ortada kalma tehlikesiyle
karşılaşacaklar. Eskiden PKK’ye destek veren orta sınıf mensuplarının eskisi
kadar bu saflarda yer almadığını gözlemek kolay.
·
Network’le
şu veya bu şekilde ilişkide olanların son dönemde yazdıklarına bakın. Durum
siyasi arenadan uzaklaşıp patolojik alana kayıyor: ‘’Önderlik Ortadoğu’da
savaşı önledi’’. ‘’Apo Türk devletinden hiç bir şey talep etmeden aslında
herşeyi talep etti’’. Öcalan’ı aklayıp
meşrulaştırmak için Sümer Rahipleri, Aristo, Bookchin, Gramsci’lerden alıntılar
okuyoruz. OMG! Bunlara hiç gerek yok halbuki. Öcalan amacını, stratejisini ve
taktiklerini bütün açıklığıyla 1999’dan bu yana yazdı, çizdi, açıkladı: ‘’Ben
Türkleri severim, annem de Türktür. Eğer bir hizmet imkânım olursa yapmaya
hazırım". "Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve
kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır". Öcalan’ın
Hasan Atilla Uğur’a yaptığı açıklamalar da
yeteri kadar açık. Kamal Soleimani ile Behrooz Shojai’nin kitabı,
Öcalan’ın İmralı’da mesai arkadaşlarıyla birlikte 1999 sonrası geliştirdiği
tezleri somut alıntı ve açıklamalarla yeteri kadar teşhir ediyor.
·
Öcalan
ve Süreç taraftarları, kendilerini eleştirenlere karşı şimdiye kadar ciddi bir
yanıt veremedi. Bol bol hakaret ve tehdit var ki bu da çaresizliğin tezahürü.
Gerçi Öcalan ve Süreç’e karşı çıkan kimi kesimlerde, özellikle Kürt gençlerinde
de ağıza alınmayacak hakaretler okuyoruz. Tabii ki kabul edilmez ama anlamak
lazım. Analarını, babalarını, kardeşlerini, çocuklarını, eşlerini, köy ve
kasabalarını kaybetmiş insanların öfkesi haliyle korkunç oluyor.
·
Bu
süreçte önemli bir yenilik de bizzat eski PKKlilerin Öcalan’ın ve örgütün iç
işleyiş, uygulama ve iç infazlar
konularındaki açıklamaları. Somut olarak isim, mekan ve tarih verilen bu
korkunç olaylar konusunda itham edilen kesimden en küçük bir açıklama, itiraf,
özeleştiri, itiraz ya da yalanlama gelmedi. Üstelik sözkonusu cinayetler öyle
10-15 kişiyle sınırlı değil. Bu konu ileride mutlaka yeniden gündeme geleceğe
benzer.
·
Bugün
Öcalan’ı ve Süreç’i desteklemenin sağladığı konforlu bir konum var. PKK de
devlet de size bulaşmıyor. Hatta destekliyor. Eskiden Kürt haklarını savunanlar
sadece devletin baskısına maruz kalıyordu. Bugün Kürt haklarını savunmak için
Öcalan’ı eleştirenler hem PKK’nin hem de devletin saldırısı altında.
·
Süreci
destekleyenler, rejimin güç kazandığını, Kürtlerin ise neredeyse hiç bir şey
kazanamadığını kabul etmek istemiyor. Muhalefetin Türkiye’de güç kaybettiğini
Kürt dünyasının kafasının karıştığını da saptamak istemiyor. Kürdîliğin ve
Kürdistanîliğin erimekte olduğunu red ediyor. Rojava’da yitirilen statü, Başur’a
yönelik hamleler, Rojhelat’daki çelişkiler Öcalan’ın başarısı olarak
gösteriliyor.
·
İnamış
bir Müslümanı, Peygamber’den Allah’tan vazgeçirebilir misiniz? Vazgeçirmek için
dil döker, binbir kanıt sunar mısınız? Gerek var mı? Başarıya ulaşmanız mümkün
mü? İmanla olgular çeliştiğinde hala imanda israr eden bir kişi ya da grupla
uğraşmak boşa zaman geçirmektir. Ne var ki Bakur’da, Başur’da, Rojava’da ve
Rojhelat’da ‘’Terörsüz Bölge’’ uygulamaya başladığında ve PKK’nin üst düzey bir
yöneticisinin açıkladığı üzere ‘’Türkiye'de bir 'Apocu Türklük' de inşa’’ edilirse,
Ankara’da Doktor Friç, Mehmet Sekban, Şerif Fırat, İsmet Parmaksızoğlu’nun heykellerinin yanına bir de Abdullah Öcalan heykeli
dikilir. Ya da Ehmedê Xanî’nin 350 yıllık
rüyası gerçekleşir.
Meraklılar
bu konuda daha önce yazdığım yazılara bakabilir:
-
16 soru
-
Kürt siyaseti Rojava ve Bakur’da neden yenildi?
-
Süreç muammasında rejim neler kazandı?
(SON/RD)
Yorumlar