·
MHP liderinin 22 Ekim 2024’de Kurucu
Önderlikle birlikte başlattığı ‘’Süreç’’, 588 gün sonra ne durumda? Ne, neden,
nasıl değişti?
Ragıp Duran
Hocam merhaba. Nasılsınız?
İyiyim. Sen? Her seferinde bu geleneksel girizgahla
başlamasak... Farklı bir başlangıç tasarla gelecek haftaya, olur mu?
Deneyeceğim. Butlanı mı konuşacağız bugün?
Geçen hafta aktüaliteye bağlı kalmayalım demiştim.
Pardon haklısınız. Peki hangi konuyu değerlendireceğiz
bugün?
Senin var mı deşmek istediğin bir konu?
Eeee yok ama ben Kürt Meselesinin bugün geldiği konumun
köken ve nedenlerini merak ediyorum. Kürt Meselesi de aktüel bir konu ama bence
irdelemeye değer.
Doğru, haklısın. Kurucu Önderlik’den başlayalım mı? Bu
deyim, bu sıfat, bu ünvan Öcalan ya da PKK tarafından değil, bildiğim kadarıyla
önce Bahçeli tarafından telaffuz edildi. Değil mi? PKK terminolojisinde
‘’Önderlik’’ var, ‘’Serok’’ var, ‘’Başkan’’ var , ‘’Reber’’ (Rehber) var ama
Kurucu Önderlik yoktu yakın zamana kadar.
Hocam pardon keseceğim ama çok merak ettiğim bir şey var:
Bazı çevreler Öcalan’ın baştan beri yani belki de 1978’den beri devletin hatta
MİT’in adamı olduğunu iddia ediyor. Ne dersiniz?
Bu tez bana komplo teorisi gibi geliyor. Yok, sanmıyorum.
Öcalan’ın dönüşümü yakalanmasıyla başlıyor esas olarak. Hatırla daha uçakta
iken ‘’Arzu edilirse size hizmet etmeye hazırım’’ demişti. Gerçi 1978-1999
döneminde de örgütü yönetim sisteminde, ideolojik altyapısında,
politikalarında, kadro seçiminde, temel tezlerinde ciddi sorunlar var. PKK’de
üst ve orta düzeyde görev alıp bilahare örgütten ayrılıp açıklamalar yapan
hatta kitaplar yazanlar var. Bu aksaklıkları, olumsuzlukları vakti zamanında
sergilemişlerdi.
‘’Kürdistan
sömürgedir’’, ‘’ Birleşik Büyük Kürdistan’’, ‘’Devrimci Halk Savaşı’’ gibi
uzmanlar tarafından da geçmişte ve bugün
doğru olarak değerlendirilen tezlerden, önce ‘’Demokratik
Konfederalizm’’, ‘’Komünalizm’’ sonra da ‘’Demokratik Entegrasyon’’
stratejisine geçiş sizce nasıl gerçekleşti?
Bu soruna yanıt arayan akademik ve siyasal yayınlar az da
olsa mevcut. Ben bugün geriye dönüp baktığımda, Kürt olsun Türk olsun, Kürt
haklarını savunan aktivistlerin, akademisyenlerin, politikacıların geçmiş uzun süreç
içinde PKK’ye karşı yeteri kadar eleştirel yaklaşamadığını görüyorum. İsmail
Beşikçi hariç. Demin söylediğim eski
PKKli bir kaç kişi de hariç. Dikkat et, PKK’nin neredeyse tüm olumsuzlukları
bugün daha yeni yeni ortaya çıkıyor.
Soruma henüz tam cevap vermediniz hâlâ...
Kolay değil. Ama bence İttihat Terakki ile başlayan ve
bugün Türk siyaset dünyasında hala güçlü hatta egemen olan Tek Adam zihniyet ve
uygulaması Kürt dünyasında da tayin edici olumsuzluklara hatta tahribata yol açtı. Bir
zamanlar yüzbinleri hatta milyonları etkileyen, önemli bir kısmını örgütlemiş
olan PKK’nin aslında bir kitle hareketi değil bir lider örgütü olduğu ortaya çıktı bugün. Her
şey bir adamın iki dudağı arasında. Lider düşünce, örgüt ve kitle de düşüyor
haliyle.
Önderliğin kabahati mi demek istiyorsunuz?
Hiç bir siyasal, toplumsal, ideolojik, kültürel hadise bir tek unsurla
açıklanamaz/değerlendirilemez. Ama Tek
Adam rejimlerinde bir tek unsur geneli/bütünü büyük ölçüde etkiler, nadiren ve
belirli bir süre için zafere de götürebilir, herşeyi çökertebilir de.
Önderliğin konumunu biraz daha açabilir misiniz?
Önderlik yeteri kadar hatta fazlasıyla açıldı bu son
dönemde ben daha neyi açayim?
Kişilik tahlili yapmak mümkün mü?
Kişilik tahlili siyasal bilgilerin değil psikanaliz ya da
psikolojinin alanına girer. Danışanı divana yatırıp söylediklerini dinler ve
kaydederseniz, bilahare inceleyip/araştırıp kişilik tahlili ‘’yapılabilinir’’. Bana
kalırsa sosyopatolojik bir sonuç çıkar bu işlemden. Ama izin verirsen ben bir
kıyaslama yapayım.
Buyrun...
Dünyadaki ve tarihteki ciddi ve halki muhalefet
hareketlerine, yani mesela Komünist Partilerin ve Ulusal Kurtuluş
Hareketlerinin liderlerine, lider kadrolarına baktığımızda bu insanların
genelde çok iyi klasik eğitim ve formasyon aldıklarını görüyoruz. Bir kaç dil bilirler, zengin bilgi ve fikir birikimlerini davanın
emrine sunarlar. Mesela Peru’deki Aydınlık Yol’un lideri felsefe profesörüydü.
İRA’nın yönetici kadrosu doktoralı aktivistlerdi. Komünist partilerin Genel
Sekreterleri de doğru dürüst okumuş yazmış adamlardı. Devleti, halkı, siyaseti
bilen insanlardı.Üstelik bu liderler nadiren sürgündeydi. Hapiste olup hareketi
hâlâ yöneten yoktur. Çoğu halkın, partinin içinde, en önde mücadele veren
insanlardı. Ben elitist değilim ama ciddi ve alternatif bir muhalefeti yönetmek
bilahare yeni, hakikaten demokratik bir
iktidar kurmak için geniş ve derin bir bilgi, kültür ve siyaset birikimine
ihtiyaç var. Bizde Türklerde ve Kürtlerde, lider ve üst düzey kadrolarda böyle
bir temel genelde pek yok. Hatta aklı başında, her soruna eleştirel bakabilen
aydın ve akademisyenler dışlanır örgüt çevrelerinden. ‘’Teori yapma!’’,
‘’Ukalalık etme!’’ derler bu değerli insanlara.
Bu söylediklerinizi tekzip eden örnekler var ama...
Mesela Şeyh Said olsun Seyit Rıza olsun sizin çizdiğiniz profile uymayan
şahsiyetlerdi.
‘’Genelde’’ demiştim. Verdiğin bu iki örnek yerel
koşulların zorunlu bir ürünü. Şeyh Said ya da Seyit Rıza, dönemin koşulları
yüzünden belki üniversite okumamışladı ama her ikisinde de güçlü, derin bir
Kürtlük bilinci, bugün Kürdilik ya da Kürdistanilik dediğimiz reflekse, mayaya
doğal olarak sahiptiler. Onlar pes etmediler, boyun eğmediler, devletle
uzlaşmadılar. Benim çizdiğim profile uyanları da sayabilirdin: Memduh Selim,
İhsan Nuri, Abdurrahman Kasımlo ve Sadık Şerefkendi mesela...
Barış ve Toplumsal Demokrasi ya da diğer adıyla Terörsüz
Türkiye süreci tıkanmış görünüyor. Sizce yakın ve orta vadede ne gibi
gelişmeler cereyan edebilir?
Şenkal bey...Pardon Devlet bey son açıklamalarından
birinde ‘’Real IRA’’ dan söz etti. Böyle
bir endişesi var demek ki... Ben müneccim değilim yakın ve orta vadede ne olur
bilemem. Çünkü bu mesele yeni Anayasa ile ilgili, CHP’yi tasfiye edip, DEM’i
iktidar saflarına katmakla ilgili. Ayrıca bu sorun sadece Saray-MHP-İmralı
üçgeninde dönmüyor. İşin içinde çok sayıda aktör var. Sayayım mı?
Sayın, dinliyorum.
Önem ya da güç sırasına göre saymıyorum: Washington,
Moskova, Hewler, Bağdat, Kamışlı, Şam, Tahran, Tel Aviv...
Hocam DEM’i saymadınız.
DEM ‘’İrademiz İmralıdır’’ dediği andan itibaren kendini
feshetti. DEM artık bağımsız ve özgür bir siyasi kurum değil. Yapılırsa,
önümüzdeki ilk seçimde alabileceği oy oranını göreceğiz.
Sizin söylediklerinizden bir çıkmazda olduğumuzu
anlıyorum. Doğru mu?
Doğru da bu çıkmaz yeni değil. 1925’den bu yana sorunu
çözemeyen, çözmemekte direten iktidarların
yanı sıra şimdi bir de Kurucu Önderlik katkıda bulunmaya başladı çıkmaza.
Ama Hocam Öcalan’ın bugün önerdiği ‘’Demokratik
Entegrasyon’’ tezi somut olarak uygulansa sorun çözülmüş olmaz mı?
Bu tez aslında 1925’den bu yana devlet tarafından uygulandı, uygulanıyor. Ama henüz çözümün sinyali bile yok ufukta.
(*) Kürt Kafa Karışıklığı, Türk Oyalamacılığı
Yorumlar