Fethi Okyar’ın Anıları: Üç Devirde Bir Adam
· Osmanlı’nın son dönemi ve
Cumhuriyet’in ilk yıllarında hep en üst düzey makamlarda bulunmuş olan Okyar’ın
anıları, Abdülhamid, İttihat Terakki ve Mustafa Kemal hakkında hem içeriden
önemli ve özel bilgiler hem de özgün tahliller sunuyor.
Ragıp DURAN
Selanik o
kadar derin ve zengin bir tarih içeriyor ki, son 5 yıldır, Abdülhamid, İttihat
Terakki (İTC) ve Mustafa Kemal hakkında ne bulursam okumaya çalışıyorum. (1).
Anı kitapları,
kuşkusuz birinci kaynak sayılmayabilir ama, gerek yazanın kimlik ve konumu
gerekse anı sahibinin amacı hesaba katıldığında, nice bilimsel çalışmada nice
doktora tezinde bulamayacağımız bilgi ve bakış açılarına (Öznel de olsa)
anılarda rastlayabiliyoruz. Hele ikili, üçlü, dörtlü çapraz okumalarda, yani
aynı konuyu/dönemi ele alan/anlatan 2, 3 ya da 4 anı kitabında, ilgilendiğimiz olay ya da kişi
hakkında çok boyutlu bilgi ve yorum okumak mümkün.
Uzunca bir
zamandır İTC’nin kaynak ve kökenlerini anlamaya çalışıyorum. Bugün hala en
başta çürümekte olan kallavi Devlet’in mekanizma ve ruhunda, CHP’den AKP’ye, MHP’den
Zafer Partisine hatta kendisine Kemalist ve/veya solcu diyen kesimlerde
etkisini, mirasını somut olarak gördüğümüz İttihatçılık, yakın geçmişte Talat
Paşa anma törenlerinde de zuhur etti. İTC’yi yaratan, ona ideolojik ve siyasi
zemin hazırlayan üç önemli boyutun, Abdülhamid, Balkan Yenilgisi ve Fransa’dan
ithal jakobenizm ve pozitivizm (Sosyal Darwinizm) olduğunu düşünüyorum.
Kuşkusuz başka unsur ve etkiler de var.
Abdülhamid’in
Selanik’de (1909-12) ve Beylerbeyi Sarayında (1912-1918) özel doktoru olan Atıf
Hüseyin Bey’in (2) hatıratını
bitirdikten sonra mektepten bir arkadaşımın (Teşekkürler Hamit) önerisi üzerine
Fethi Okyar’ın anılarına gömüldüm. Çok matah bir kalem olarak anılmayan Cemal
Kutay’ın derlediği kitap bana bir çok açıdan son derece önemli, cazip ve
değerli geldi. Çünkü Okyar (1880-1943), askeri
mekteplerde, Balkan savaşında, Istanbul’da askeriyede ve siyasette M.Kemal’e eskiden
beri çok yakın bir şahsiyet. Daha Osmanlı zamanında milletvekilliği yapmış
sonra Başbakanlık, Meclis Başkanlığı, Bakanlık, Parti başkanlığı ve
Büyükelçilik gibi görevlerde bulunmuş asker kökenli bir devlet insanı.
Kendisini ‘’liberal’’ olarak tanımlıyor. Gerektiğinde, çok bağlı olmasına hatta
çok sadık olmasına rağmen diplomatik nezaket içinde M.Kemal’e karşı
çıkabiliyor.
Abdülhamid’in Selanik ve Beylerbeyi’ndeki özel doktoru Atıf Hüseyin Bey hakkında çok fazla bilgi yoktu. Okyar’ın kitabında, Doktorun (sağda) Selanik’de Abdülhamid’in muhafız bölüğünün sorumlusu Binbaşı Rasim Celaleddin Bey’le birlikte bir fotografı yer alıyor.
Abdülhamid’i
Istanbul’dan Selanik’e götüren heyetin askeri sorumlusu olan Okyar, sabık
Sultanı bilahare Selanik’ten Istanbul’a getiren heyetin de başında. Üstelik ilk
sefer geldiğinde yaklaşık 3 ay Alatini Köşkünün müdavimlerinden biri. Bu
dönemde devrik Padişah’la geliştirdiği ilginç ve önemli diyaloglar var. Doktor Atıf
Hüseyin Bey görevi icabı Abdülhamid’le tartışmaya girmiyor. Sadece onun
söylediklerini günlüğüne kaydedebiliyor ve ağırlıklı olarak sağlık konularını konuşuyorlar.
Ali Fethi bey ise İTC’nin önde gelen siyasi bir şahsiyeti olarak devirdikleri Sultan’la daha rahat muhabbet edebiliyor.
Beni şaşırtan, Okyar’ın Abdülhamid hayranlığı. Ona neredeyse hala Padişahmış
gibi hitap ediyor ve davranıyor. Ve onu hala bilge ve büyük bir sultan olarak
telakki ediyor. Dahası, Abdülhamid, Beylerbeyi Sarayına geçtiğinde, Okyar’ın
saptamasına göre iki kez Enver Paşa bir kez de Talat Paşa ile görüşmesi.
İTC’nin iki Paşası savaş döneminde Abdülhamid’den tavsiye almaya gelmişler.
Yoksa Abdülhamid İttihatçı mıydı? Belki de Enver, Talat ve Okyar Andülhamidçi! Bunların hepsi, ‘’Tek Devlet, Tek Millet, Tek
Dil’’ militanı anlaşılan. Allah Kahretsin (A.K.) bunların hepsi sonuç olarak AKPli !
Devlette süreklilik esastır derler ya, dingolukta da öyle anlaşılan !
İTC’nin 33
yıllık istibdat döneminden hesap sormaması aksine 1912’den sonra Abdülhamid’e
hala büyük saygı göstermesi garip. Oysa ki devrik Sultan, hem Doktor Atıf
Hüseyin Bey’e hem de Fethi Bey’e, laf arasında da olsa, masumiyetini kanıtlamak
için yargılanmaya hazır olduğunu çıtlatıyor. Dahası Talat Paşa bile, H.C.Yalçın’a
teslim ettiği öne sürülen anılarını, neredeyse mahkemede okunacak türden bir
savunma uslubunda kaleme almış.
Ali Fethi
bey, İTC döneminde olsun Cumhuriyet döneminde olsun, tedbirli, aklını kullanan,
gerektiğinde örgütünün hatalarının üzerine giden bir şahsiyet. Ne var ki mesele
Ermeni ve 1915 konusuna gelince yelkenler suya indiriliyor ve ne bileyim mesela
Talat Paşa’ya çok yakın olmasına rağmen Maliyeci Cavit Bey kadar rezervli bile
davranamıyor. Halbuki Malta’da bu konuyu incelemek, değerlendirmek ve tartışmak
için bolca zamanı vardı Fethi Beyin…
Anı kitabının bence en önemli bölümü, Serbest Fırka’nın kuruluş ve feshi dönemini anlattığı sayfalar. Fethi bey, bambaşka koşullarda kurulan ve ‘’Kurtuluş Savaşı’’nın en önemli liderlerini bünyesinde toplayan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasından sonra kurulması M.Kemal tarafından emirle organize edilen Serbest Fırka döneminde Biricik Önder ile Yalova’da yoğun temasta. M.Kemal, özellikle Batı dünyasında kendisine yönelik diktatör suçlamalarından kurtulmak amacıyla, kendi yönetim ve denetiminde bir muhalefet partisinin kurulmasını gerekli görüyor. Mustafa Kemal’in zaten daha önce yakınlarını bir araya getirdiği sahte bir Komünist Partisi kurmuşluğu da var. Serbest Fırkanın kuruluş amacı konusunda ‘’Miras olarak bir istibdat rejimi bırakmak istemediğini’’ itiraf ediyor. M.Kemal, iktidarın yani kendisinin planlamasıyla kurulmak istenen bu partiye mebus, maddi manevi destek sağlıyor, Umumi Katibini bile atıyor. Çok güvendiği Fethi Bey’in başkanlığında göstermelik de olsa Meclis’te bir muhalefet partisi düşlüyor. Ne var ki Serbest Fırka kurulduktan sonra yapılan ilk Belediye seçimlerinde Fethi Bey’in teşkilatı ezici bir çoğunlukla zafer kazanmasına rağmen, M.Kemal’in iktidardaki partisi, İnönü’nün de çabalarıyla adli, hukuki, siyasi manevralarla bu yenilgiyi alavera dalavera ile değiştiriyor ve seçimleri kazanmış oluyor. Fethi Bey şaşkın. Çünkü İnönü’yü tanımasına rağmen, M.Kemal’den böyle bir tutum beklemiyordu. Mecburen fırkayı feshediyor.
Ali Fethi Bey, çok dikkatli bir dil kullanıyor ama okur
anlıyor ki, M.Kemal kurnaz, bencil, iktidarını zayıflatmamak için her türlü
hile ve yalana kolayca başvurabilecek bir lider. Zaten İnönü de yabancı bir
medya organına Fransızca olarak verdiği demeçte (3) olsun, 1938’den sonraki
yazı ve demeçlerinde olsun Atatürk’ün "siyasi
dehasının askeri dehasından daha üstün/büyük" olduğunu vurgulamış. Siyasi
deha ?
Anı kitabı arabaşlıklarla kısa metinler halinde iyi tasarlanmış.
Okuması kolay. Ne var ki sonlara doğru, Cemal Kutay araya giriyor ve Fethi
Bey’in notlarından aktarmalar eklemeler yapıyor. Akışı bozuyor bu müdahaleler.
Kitabın sonunda 58 sayfalık bir index, araştırmacıların
çalışmalarını kolaylaştırabilir. Kitabın başındaki 6 satırlık İçindekiler
bölümü çok yetersiz.
606 sayfalık anı kitabının Fethi Bey’in ölümünden 37 yıl
sonra yayınlanması manidar. Üstelik kitap ‘’Atatürk’ün Doğumunun 100. Yılı
Yayınları’’ bağlamında piyasaya çıkması da düşündürücü. Günümüz Kemalistlerinden bu kitaba
normalde sert eleştiriler hatta yalanlamalar gelmesi beklenir. 1903-1943 yıllarını,
o dönemin en önemli askeri, siyasi ve diplomatik şahsiyetlerinden birinin
kaleminden okumak bilgi dağarcığımızı, tahlil ufuklarımızı derinleştirip
genişletiyor.
(1) İTC, Selanik, Osmanlı’nın son Cumhuriyet’in ilk
dönemine ilişkin bazı kitaplar:
- Talaat Pacha, Hans-Lukas Kieser, Princeton U. Press, 2018.
- Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasi Partiler, 3. Cilt,
Hürriyet Vakfı Yayınları, 1989.
- Şükrü Hanioğlu, Bir Siyasal Örgüt
Olarak Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük, İletişim Yayınları,
1989.
- Feroz Ahmad, İttihat ve Terakki (1908-1914) Kaynak Yayınları,
2016.
- Muhittin Birgen, İttihat ve Terakki’de 10 yıl, (2 cilt),
Kitap Yayınevi, 2009.
- Mustafa Asım Çalıkoğlu, İmparatorluğun Yıkılışına Doğru ve Gücümüzü Hürriyet Aşkından Aldık, İş Bankası Kültür Yayınları, 2023.
- Şükrü Hanioğlu, Atatürk - An İntellectuel Biography,
Princeton U. Press, 2011.
- İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Kızıl Konak
Evrakı, Tarih Vakfı, 2021.
(2)
Sultan II.Abdülhamid’in Sürgün Günleri, Hususi Doktoru Atıf Hüseyin Bey’in
Hatıratı, Pan Yayıncılık, 2003.
(3)https://x.com/kronikkdokuman/status/2033200799375905071
(SON/RD)
Yorumlar