Ana içeriğe atla

16 SORU

 *Kürt Meselesi konusunda Türkiye’de ve Suriye’de tam anlamıyla bir şeffaflık ve sağlam bilgi az. Kanaat, tahmin ve dilekler çok. Ayrıca ateşli bir tartışma daha doğrusu kapışma var. Üstelik her şey çok hızlı gelişiyor. Yine de işin ana hatları bir ölçüde ortaya çıkmış durumda. Sakinleşip efendice tartışabilsek...

 

Ragıp Duran

Türkiye’deki ‘’Barış ve Toplumsal Demokrasi’’ projesi diğer adıyla ‘’Terörsüz Türkiye’’ girişiminin gidişatı  ile Suriye’deki Şam rejimi ile SDG arasındaki ihtilaflar konusunda kamuoyunda ama özellikle sosyal medyada çok sert bir tartışma sürüyor. Taraflar, eleştirinin çok ötesinde hakaret ve küfürlerle olağanüstü bir kutuplaşma yaratıyor. Öcalan, PKK ve DEM yöneticilerine keza SDG yönetimine yönelik çok ağır ithamlar havada uçuşuyor. Öte yandan da Öcalan’la ve Mazlum Abdi ile hemfikir olmayanlar, bu iki siyaseti eleştiren kesim linç edilmenin eşiğinde.

Türkiye ve Suriye’deki gelişmeler, özellikle Kürt dünyasının gençlik kesiminde fevkalade bir hayal kırıklığı hatta bir tür kırılma yarattı. Gençler ve konuya eleştirel yaklaşanlar benimsemedikleri siyasetleri uygulayan/savunan lider, politikacı ve kişilere yönelik müthiş bir tepki duyuyor.

Mevcut zıtlaşmadan olumlu bir sonuç çıkması mümkün değil. Üstelik  tarafları itidale davet edebilecek, konuyu ciddi, ağırbaşlı ve sağlıklı bir tartışma ortamına yöneltebilecek  bir kutup, bir merkez, bir örgüt ya da bir Akil İnsan da maalesef yok.

Kapışma ya da kızışmada sükûnet ve akılcılık da tatile çıkmış durumda. Duygusal itkiler ön plana çıkıyor.

İki tarafın öne sürdüğü/savunduğu fikir ve tutumların çarpışmasını çok genel bir tabloda inanç ve bilgi arasındaki çelişki olarak da değerlendirmek mümkün.

İki kesim de aşağıdaki sorulara gerekçeli ve ayrıntılı, gerçeğe uygun yanıtlar vermeye çalışırsa sözlü/yazılı çatışmanın hararetini düşürmek olası.

Önce konuya ilişkin iki yazıyı hatırlatmakta yarar var:

-         15 Aralık 2025 tarihinde yayınlanan ‘’Demokrasisiz Barış ya da Barışsız Demokrasi Projesi Hakkında Hayati Sorular’’(https://apoletlimedya.blogspot.com/2025/12/demokrasisiz-bars-ya-da-barssz.html)

-         17 Ocak 2026 tarihinde yayınlanan   ‘’Süreç Muammasında Rejim Neler Kazandı? Kürt Tarafı Neler Kaybetti?’’ (https://apoletlimedya.blogspot.com/2026/01/surec-muammasinda-rejim-neler-kazandi.html) başlıklı yazılarda bir dizi konu ve soruyu gündeme getirmiştim. O konular ve sorular halen geçerli. Gazeteci olarak okurların merakını gidermenin yanısıra kamu alanında tartışmayı teşvik etmek, ortama bilgi ve görüş sağlamak gibi bir misyonumuz olduğu için bugün 16 soru öneriyorum.

Abdullah Öcalan'dan 26 yıl sonra görüntülü çağrı 

Önem sırası gözetmeksizin gündeme gelmesi gereken sorular:

1-   PKK ve dolayısıyla DEM, Abdullah Öcalan’ı neden Başmüzakereci olarak  belirledi? Başmüzakereci örneğin kıdemli ve özgür Kürt şahsiyetler ya da önde gelen DEM milletvekili/yöneticilerinden  oluşan mesela 3 kişilik bir heyet olsaydı, ‘’Süreç’’  daha olumlu bir şekilde gelişebilir miydi?

2-  Kürt tarafının temsilcileri müzakerede, karşı tarafın dayattığı PKK’nin feshedilmesi ve silahlı mücadelenin sona erdirilmesi taleplerini kabul ederken, neden mesela başta Demirtaş olmak üzere siyasi mahkumların salıverilmesini ya da seçilmiş belediye başkanlarının kayyım atanan makamlarına geri dönmesini koşul olarak  talep etmedi?

3-  Kürt Sorununun çözüm mecrası TBMM olarak saptanmasına rağmen, esas görüşme ve pazarlıkların  İmralı’da Ankara’nın istihbarat ve güvenlik yetkilileri ile Öcalan arasında üstelik gizli bir şekilde sürmesine DEM yönetimi neden karşı çıkmadı?

4-  Kürt tarafı, Oslo Süreci ve 1. Barış Süreci gibi iki olumsuz tecrübeye sahip iken, Devlet Bahçeli’nin iki el sıkması üç kez de  ‘’Kurucu Önderlik’’ sözünü zikretmesiyle   sürece neden tedbirsiz, amiyane tabirle balıklama atladı?

5-  Öcalan’ın, Kürt ulusal kimliği, T.C’nin yapısı, T.C-Kürtler ilişkisi, özerklik, Kürtçe, federasyon, kültüralist çözüm gibi konularda 1999’dan önce yazıp savunduklarının neredeyse tamamen tersini 1999’dan sonra savunması gerek PKK gerekse DEM tabanında neden hiç sorgulanmadı?

6-  Öcalan’ın 1970’lerde formüle ettiği ‘’Sömürge Teorisi’’ bugün hâlâ geçerli değil mi?

7-  Bugün bir bilgisayar uygulamasında, sağ kolona Ankara’nın  Kürtler, Suriye, PKK, DEM, Kürtçe, Ankara-Kürt İlişkileri, Kemalizm, İttihat Terakki, ABD, Israil, Orta Doğu gibi tayin edici konulardaki  siyaset ve tutumlarını yazıp, sol kolona da Öcalan’ın aynı konulardaki yayınlanmış açıklamalarını ve fikirlerini koyduğumuzda, iki kolonun neredeyse yüzde 90 oranında aynı, benzer ya da çok yakın yaklaşımlar içermesi Kürt hakları için en az 1925’den beri mücadele eden insanları, çocuk ve torunlarını memnun mu eder, rahatsız mı? 

8-  Bahçeli’nin girişimine kadar özellikle PKK yayınlarında Türk rejimi ‘’AKP-MHP faşizmi’’ olarak adlandırılırken  ‘’Terörsüz  Türkiye’’ sayfasının açılmasıyla Öcalan ve DEM’in söyleminde T.C nasıl oldu da‘’Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan’’ olarak anılmaya başlandı?

DEM'lilerin Erdoğan'a bakışı gündem oldu 📌 TBMM'nin açılışın de  Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi parti temsilcileri ile bir araya geldi. DEM'li  Saruhan Oruç, Sezai Temelli ve Merdal Danış Beştaş'ın Erdoğan'a bakışı  sosyal medyada gündem

9-  Proje, Kürt tarafı açısından tıkanınca, DEM yönetimi ve sözcüleri, Ankara’yı ikna etmek belki de ona şirin görünmeye  çalışırken neden Kıbrıs’ta garantörlük ve Malazgirt’te Türk-Kürt kardeşliği örneklerinden medet umdu? TSK'nın işgali altındaki bir ada ile Orta Asya’dan gelen kalabalığın Anadolu’yu işgali nasıl olur da DEM’in referansları haline gelebilir? Bahçeli, ‘’Kıbrıs 82. vilayetimiz olmalıdır’’ dediğinde PKK ya da DEM’den neden çıt çıkmadı? 

10- PKK ve DEM yönetimleri ve kitlesinin bir kısmı, Bahçeli ve Fidan, Öcalan’ı övüp neredeyse onun sözcüsü gibi açıklamalar yaptığında hiç rahatsız olmadı mı? Kuşku duymadı mı? Bu işin içinde bir bit yeniği var diye endişelenmedi mi?

11- DEM yönetimi bugün seçim yapılsa Partilerinin baraj altında kalma tehlikesini  öngöremiyor mu?

How to Understand the Ahmed Al-Sharaa-Mazloum Abdi Agreement – KFuture.Media

12- Suriye’de Şam rejimi ve Ankara destekli Cihatçı katillerin kanlı saldırıları devam ederken, DEM yöneticileri  ‘’Barış Süreci’’nin Türkiye’de ‘’bazı pürüzler olsa da’’ sürdüğünü açıklaması doğru ve inandırıcı mıydı?

13- PKK ve DEM, hem Türkiye’deki ‘’Sürecin’’ hem de Suriye’deki gelişmelerin ‘’Önder Apo’’ tarafından tasarlanıp uygulandığını öne sürüyor. Bu tespit doğruysa iki alandaki yenilgiden Öcalan sorumlu değil mi? Washington, Ankara, Şam, Fransa ile İngiltere ve Suudi Arabistan  Öcalan’ın Suriye’deki kurmayları olarak mı bu projelerde görev aldı?

14- Suriye’de SDG’nin Şam rejimi karşısında hem askeri hem de siyasi olarak yenildiğini PKK ve DEM’e yakın çevreler neden hâlâ kabul etmiyor?

15- SDG’nin yenilgisini sadece ABD’nin Kürtleri desteklemekten vazgeçmesi, T.C’nin müdahaleye katılması ve Cihatçı çetelerin saldırganlığı ile açıklamak mümkün mü? SDG 11 yıldır bölgede hiç yanlış yapmadı mı?

16- Nihayet, insanlar 46 yıldır Türkiye toprağına ayak basmamış, 27 yıldır ağır koşullarda cezaevinde bulunan bir şahsiyetin önerdiği politika ve tutumlara mı güvenip inanır? Yoksa  bölgedeki somut siyasi, askeri, ekonomik, toplumsal gerçekleri inceleyip yapacağı tahlil ve değerlendirmeleri mi kaale alır?  (SON/RD)

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kürt Siyaseti Rojava ve Bakur’da neden yenildi?

·    Hiç bir yenilgi sadece ve münhasıran dış faktörlerle açıklanamaz. ‘’Süreç’’ Türkiye’de bugün çıkmazda, Rojava saldırı altında. Kürt siyaseti   Türkiye’de ve Suriye’de neleri yap(a)madı? Ragıp Duran   Kamuoyunda özellikle sosyal medyada yoğun, keskin, çok katılımlı, ne yazık ki biraz kaotik ve çoğu zaman ağır hakaretler içeren şiddetli ‘’tartışmalar’’ sürüyor. Kürtlerin önemli bir kesiminde, özellikle gençlerde büyük bir infial var. Öcalan’ın Ankara rejimi ile uzlaşması, DEM yönetiminin somut siyasi gerçeklerden kopuk açıklama ve tutumları ile SDG’nin Kuzey Suriye’de egemenliği altındaki toprakların üçte birinden fazlasını kısa süre içinde Ahmet El Şaraa rejimine kaptırması Kürt dünyasında hayal kırıklığı ve öfke yarattı.   Konu Türkiye’de ‘’Barış’’. ‘’Toplumsal Demokrasi’’     ile başlamışken bugün vardığı aşamada ‘’saç örme’’ ve Bahçeli’ye ‘’Kilim hediye etmeye’’ vardı. Suriye’de ise ‘’Demokratik Konfederalizm’’, ‘’Özyönetim’’, ‘’ekoloji’...

SÜREÇ MUAMMASINDA REJİM NELER KAZANDI? KÜRT TARAFI NELER KAYBETTİ?

Ragıp Duran ·       Bilanço zamanı yaklaşıyor. Projede şeffalık pek yok. Buna rağmen açık kaynaklardaki haber, bilgi, yorum ve duyumları değerlendirerek geçici de olsa bir döküm yapmak mümkün. ‘’Terörsüz Türkiye’’ ya   da ‘’Barış ve Toplumsal Demokrasi’’ adı verilen projenin bugün vardığı aşama itibarıyla bir muhasebesini çıkarmaya çalışalım. Kim ne kazandı? Kim ne kaybetti? sorularına yanıtlar arayalım. Önce rejim yani Erdoğan-Bahçeli iktidarının kazançları: -        *   MHP lideri Bahçeli’nin Meclis’te DEM’li milletvekillerinin ellerini sıkmasıyla başladığı öne sürülen   ve daha sonra özellikle Bahçeli’nin demeçleriyle uygulanan proje, Kürt cenahında büyük umutlar yarattı. Bu kesim, Öcalan’ın açıklamalarıyla birlikte Kürt muhalefetinin önemli bir kesimini rejimin yanına çekti. -         *  Proje, DEM ile ana muhalefet partisi CHP’nin arasının açılmasını hızlandırırken, geniş Kemalist ve...

Apo 1999/Öcalan 2025

* Soleimani ve Şocai, Öcalan’ın ‘’Demokratik Konfederalizm’’ ve ‘’Türkiyelileşme’’ tezlerini, PKK liderinin 1999 öncesi ve sonrası açıklama, demeç ve kitaplarına dayanarak eleştiriyor. Sonuçta sahneye çok farklı bir Öcalan portresi çıkıyor. Ragıp Duran İran Kürdistan’ı yani Rojhilatlı iki akademisyen Kamal Soleimani ve Behruz Şocai ’nin ‘’Kürtlerin Devletsizlik Paradoksu - Öcalan’ın Konfederalizm ve Türkiyelileşme Stratejileri’’ başlıklı 247 sayfalık ve 2025 tarihli kitabı Palgrave Macmillan(Springer) tarafından yayınlandı. Kitabın Türkçe çevirisi de DOZ yayınlarınca Temmuz 2025’de Türkiyeli okura sunuldu. Bu akademik çalışmanın özü, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın Misak-ı Milli, Ulus-Devlet, Türk-Kürt ilişkileri, KCK, sosyo-politik bir araç olan Kürtçe konularında İmralı öncesi ve İmralı sonrası yayınladığı kitap, demeç ve açıklamalarının kıyaslanması. İki akademisyen, Öcalan’ın bu temel konularda son 26 yılda büyük değişimler gerçekleştirdiğini ayrıntılı alıntılarla kanı...