·
Batı Trakya’nın önemli bir kenti.Uzun
zamandan bu yana ilk kez ezan sesi duydum sokakta. Şehir merkezinde Türkçe
konuşan insanlar... Doğal güzellikleri ve Osmanlı mimarisi yapılarıyla güzel gezilecek
bir yöre.
Hocam merhaba... Sağlığınız sıhhatiniz yerinde değil mi?
Geçen hafta bulaşamadık. Hayrola?
Sana haber veremedim kusura bakma. Seyahatteydim. Bu sene
Temmuz-Ağustos ayında leyleği hep havada gördüm. Paris, Priştina, Galaxidi,
Halkidiki derken en son geçen hafta İskeçe’ye gittik. Orada elektrik
direklerinin üzerinde leylekler yuva kurmuş, ama biz yoldan geçerken baktım,
yuvadaki leylekler de havalandı.
Ne vardı İskeçe’de?
Yavuz (Baydar) davet etti. Bir arkadaşımla 3-4 günde
bölgeyi gezdik. Batı Trakya’daki Türk Azınlık hakkında bilgiler edindim.
İskeçe’nin tepedeki eski Türk mahallesinin adı Eskice imiş, zaman içinde bu
sözcük, halkın dilinde döne dolaşa İskeçe olmuş. Yunanistanlılar Xanthi diyor.
Gezi izlenimlerinizden bir kaç kare alsam...
Bir kere doğa çok güzel. Yaklaşık 1000 metre
yükseklikdeki bir tepeye çıktık. Sahil şeridi olsun, Kosynthos nehri kıyıları olsun çok iyi
korunmuş. Bizde olsa hemen siteleri, AVM’leri, blok apartmanları dikerler.
Yunanistan’da, benim gezdiğim yörelerde yok böyle bir şey. Bölgenin esas geçim
kaynağı tarım. Hububatın yanısıra meyve sebze bahçelerinden geçtik.
Bölgedeki insanlarla ne tür temaslarınız oldu?
Kent merkezinin toplam nufusu 60 bin. İskeçe’nin
merkezinde neredeyse tüm esnafın ve müşterilerin Türk olduğu bir alış veriş
caddesi var. Kent nufusunun yaklaşık yüzde 35’i Müslüman Türklerden oluşuyor. Dikkat ettim çok efendi, çok medeni insanlar.
Bizim Cengiz (Aktar) de doğruladı:
‘’Batı Trakya Türkleri, Türkiye Türklerinden daha uygar. Hele Rodos Türkleri,
tabi bir de ada olmanın avantajıyla, artık Avrupai olmuşlar’’.
Hafif bir şiveyle konuşuyorlar ama belli ki işte
İskeçeliler de AB vatandaşı. Akşam cafelerin lokantaların bulunduğu semt, hafta
ortası olmasına rağmen tıklım tıklımdı. Tatil dönemi tabii. Bir kentte insanların nasıl eğlendiği o kentin vesikalığının bir parçasıdır, değil
mi? Bir de özellikle merkezde Osmanlı
döneminden kalma yapılar iyi korunmuş. Cumbalı evler, demir parmaklıklı pencere
ve kapılar çok hoş. Bu arada Manos Hacıdakis’in (1925-1994) doğduğu bugün müze
haline getirilen evi de ziyaret ettik. Ben Theodorakis-Hacıdakis kıyaslamasında
eskiden beri Manos taraftarıyım. Batı Trakya Türklerinin haklarını savunan
devrimci aktivist merhum Aydın Ömeroğlu’nun kitaplarını da edindim.
Nereye benziyor İskeçe?
Garip ya da abartılı gelebilir sana ama ben Kanada’ya
pardon Quebec’e gittiğimde ‘’Burası Fransa ve ABD’nin en iyi yerlerinin sentezi
olmuş’’ demiştim. Sanki İskeçe de, Türkiye ve Yunanistan’ın iyi yerlerini bir
araya getirmiş. Turist gözüyle bakınca öyle göründü bana.
Hocam Maşallah seyahat acentesi gibi olmuşsunuz. Bir
sonraki destinasyon neresi?
30 Ağustos günü bizim Galatasaraylıların Leros adasında
3. Oğlak Buluşması var. Avrupa’dan, Türkiye’den yaklaşık 70-80 kişi gelecek. Leros’a
gideceğim. Eylül ayında artık Selanik’den pek kımıldamam herhalde. Eş-dost da
bana ‘’Yetti bunca gezdiğin, otur oturduğun yerde biraz’’ diyor. Emekliyim ben.
Meraklı da olunca, emeklinin temel faaliyeti gezmektir. Gideceğin kent kadar
katettiğin yol çok önemli...
O zaman size iyi yolculuklar. Ne gündemi konuşabildik, ne
de kitapları.
Bu söylediğin iki mecra da benim açımdan gezilerden daha
değerli, daha cazip değil ki...
(SON/RD)
Yorumlar