Ana içeriğe atla

Hiç Bir Şey Tutamaz Kitapların Yerini!


 Dünya Kupası pek umurumda değil. Milli Takımı değil Galatasaray’ı tutuyorum ben. Havada karada denizde, sevinçte ve kederde en sağlam dost kitaptır.

Ragıp Duran

Hocam iyi günler.

Merhaba.

Bir süredir kitap muhabbeti yapmıyorduk. Ne dersiniz?

Memnuniyetle.

Evet, bu aralar okuduğunuz kitaplar...

Yayınlanmasını sabırsızlıkla beklediğim bir kitap Stefan İhrig’in ‘’Erdoğan:The Story’’(Erdoğan’ın Öyküsü) başlıklı çalışması.

Aaa hocam bu İhrig, ‘’Naziler ve Atatürk’’‘kitabının yazarı değil mi?

Book page image

Evet. Okumuş muydun?

Okumadım ama içeriğinden haberdarım. Hitler’in Atatürk’den esinlendiği konu ve alanları tahlil ediyor.

İttihat Terakki okumalarında ne var yeni?

Hakan Özoğlu’nun ‘’Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları’’ kitabı şahane.

Hocam kuruluş mu kurtuluş mu?

KURULUŞ KURULUŞ! Geçen hafta yapılan bir toplantıda Patrak Estukyan şöyle konuşmuş: “Ağır yalanlar ve ağır suçlar bu Cumhuriyetin kuruluş kodlarıyla harmanlanmıştır. Kurtuluş savaşından sonra Türkiye’de yaşayan nufus 13 milyondu gayrimüslim sayısı ise 4 milyon. Bugün 86 milyon nufusa sahip Türkiye’de gayrimüslim vatandaşların sayısı 100 binleri aşmaz. Anlaşılan kurtuluş savaşı bu insanlardan kurtulmak için verilmiş!”

Özoğlu’nun kitabına neden şahane dediniz?









3 konuyu derinlemesine inceliyor: 150’likler, Takrir-i Sükûn ve 1926 İzmir Suikastı. Aslında Kemalist önderliğin muhalefetsiz bir rejim yaratma girişimlerini anlatıyor. Bugünkü Tek Adam devam ettiriyor bu davayı.

İttihatçılar da işin içinde değil mi?

Olmaz mı?150’liklerin tek tek biyografilerini çıkarmış, ayrıca Mustafa Kemal’e yönelik suikast girişiminin  ardından önce İzmir’de sonra Ankara’da yargılamalardaki sanıkların bir çoğunun İTC kimliklerini ve geçmişlerini sergilemiş. Ben Cumhuriyet’in kuruluş aşamasında Kemalist yönetimin ‘’İrtica ve Şekavet’’ adını verdiği Siyasal İslamcılar ve Kürtlerden çekindiğini biliyordum ama bu kitapta önemli bir anti-Kemalist muhalefetin zaten geçmişi ve örgütlenmesi olan İttihatçılardan geldiğini de öğrenmiş oldum.

Başka ne var başucu masanızda ?

 Hızlıca üç yazardan sözedeyim. Mehmet Can Yüce’nin ‘’Bir Yanılsamanın Sonu’’ ve ‘’Heves Ana’’ kitaplarında PKK ve Öcalan’a yönelik içeriden esaslı, solcu bir eleştiri var. Bugünü anlamak için Kürt hareketinin yakın geçmişinden önemli kırılma anları ve siyasal-ideolojik bozulmaları iyi anlatıyor Yüce.

Heves Ana

Başak Ertür’ün  daha önce orijinalini okuduğum ‘’Gösteriler ve Hayaletleri’’ kitabının Türkçe çevirisi, girizgahtaki nispeten ağır (Benim bilmediğim)  teorik açıklamalardan sonra ele aldığı somut duruşma vakaları tahlilleri ufuk açıcı.








Ben pek roman okumuyorum ama Aixli arkadaşlarımdan birinin armağan ettiği polisiye roman ama aynı zamanda siyasi bir romana başladım : François Thomazeau’nun ‘’Marseille Confidential’’ (Gizli/Esrarengiz Marsilya).



 





Teşekkürler hocam. Haftaya görüşmek üzere.

Sağolasın. Selamlar. (SON/RD)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kalkan-Çakır Söyleşisi Üzerine

  ·      Bugün Türkiye’de gerçek anlamda bağımsız, özgür gazetecilik yapılabiliyor mu?   Söyleşinin, haber, yorum, incelemeden ne gibi farkları olmalı? Kalkan-Çakır söyleşisini değerlendirmeye çalıştım. Ragıp Duran Ruşen Çakır’ın Medyascope’da yayınlanan Duran Kalkan söyleşisini yeni izleyebildim. Çakır, söyleşinin yarattığı tartışmalar hakkında da bilahare kısa bir video çekti ve bazı eleştiriler konusundaki görüşlerini yayınladı. Konunun kalbine inmeden başlangıçta iki noktaya dikkat çekmek istiyorum: ·        Türkiye’de halihazırda, yani tüm medya organlarının neredeyse yüzde 90’ı iktidarın denetiminde iken, halen 13 gazeteci hapiste, onlarcası da kovuşturma altında iken, çok sayıda gazeteci de sürgüne çıkmak zorunda kalmışken,  rejimden farklı düşünenler bir X mesajı nedeniyle sorgulanıp gözaltına alınıyorsa, Türkiye’de gazetecilikten söz edilemez. Çakır’ın söyleşisi iyi gazetecilik mi kötü gazetecilik m...

Ben sizin sürünüzden ayrılan koyun değilim!

Yayınlanan bir yazım ile 8 kelimelik bir cümlem  sosyal medyada acaip bir şekilde yaygınlaştı ve farklı tepkilere yol açtı. Her mesaja cevap verecek halim yok. Ama altı noktaya açıklık getirmek isterim. Ragıp Duran Son zamanlarda yayınlanan R.Çakır’ın D.Kalkan’la söyleşisine yönelik eleştirimle T.Tatari’nin A.Dicle yazısı hakkında X’de yazdığım 8 kelimelik bir cümle, sosyal medyada çok gürültü kopardı. Onbinlerce yurttaş bu iki yazıyı beğendiğini gösterirken çok sayıda sosyal medya kullanıcısı da linç derecesine varan küfür ve hakaretlerle karşılık verdi. Kimseye yanıt vermek, muarızlarımı ikna etmek durumunda değilim. Zaten ilke olarak, trollere ve küfür yazıcılarına yanıt vermemek gerekir. Ama özgürce ve efendice siyasi fikir ya da mesleki tartışma yapmak isteyenler için bir kaç konuya açıklık getirmek istiyorum. Ben politikacı değilim, gazeteciyim. Dolayısıyla benim oy toplamak, tık kazanmak diye bir amacım yok. Tanıklık ettiğim olayları, gördüğüm duyduğum, okuyup araştırdığ...

Kürt Siyaseti Rojava ve Bakur’da neden yenildi?

·    Hiç bir yenilgi sadece ve münhasıran dış faktörlerle açıklanamaz. ‘’Süreç’’ Türkiye’de bugün çıkmazda, Rojava saldırı altında. Kürt siyaseti   Türkiye’de ve Suriye’de neleri yap(a)madı? Ragıp Duran   Kamuoyunda özellikle sosyal medyada yoğun, keskin, çok katılımlı, ne yazık ki biraz kaotik ve çoğu zaman ağır hakaretler içeren şiddetli ‘’tartışmalar’’ sürüyor. Kürtlerin önemli bir kesiminde, özellikle gençlerde büyük bir infial var. Öcalan’ın Ankara rejimi ile uzlaşması, DEM yönetiminin somut siyasi gerçeklerden kopuk açıklama ve tutumları ile SDG’nin Kuzey Suriye’de egemenliği altındaki toprakların üçte birinden fazlasını kısa süre içinde Ahmet El Şaraa rejimine kaptırması Kürt dünyasında hayal kırıklığı ve öfke yarattı.   Konu Türkiye’de ‘’Barış’’. ‘’Toplumsal Demokrasi’’     ile başlamışken bugün vardığı aşamada ‘’saç örme’’ ve Bahçeli’ye ‘’Kilim hediye etmeye’’ vardı. Suriye’de ise ‘’Demokratik Konfederalizm’’, ‘’Özyönetim’’, ‘’ekoloji’...