Ana içeriğe atla

Başım Gözüm Üstüne...

  Toplumsal bir yaratık olan insan ancak dostlarıyla birlikte olduğunda ciddi ve önemli bir kimlik, kişilik sahibi olabiliyor. Cuma’sı olmayan bir Robinson Cruose bile yoktur. Hakiki dostlukta çıkar ilişkisi yok, iktidar yok, muhabbet var, gırgır var, yeme-içme, gezme-tozma var.

5,5 milyon Dostluk Telifsiz Görseli, Stok Fotoğrafı ve Resmi | ShutterstockRagıp Duran

Hocam değişik bir girizgâh istemiştiniz geçen hafta. Başlıyorum.

Hadi bakalım hayırlısı...

Geçen hafta sizi her zaman gördüğümüz  mekânda bulamadık. Hayrola?

Aa evet. Taşındım.

Neden?

Ev sahibi ile anlaşamadık. Aslında çok efendi, iyi anlaştığımız bir ev sahibim vardı. Ama bu sefer hem kiraya çok yüksek bir zam talep etti. Hem de bazı kısıtlamalar getirdi.

Ne gibi?

Efendim eve yatıya misafir almayacakmışım.  3 numaradaki komşuyla görüşmeyecekmişim. Saat 22.00’den sonra dış kapı kilitlenecekmiş. Bu tür yasaklar.

Eee siz de evi boşaltıp taşındınız değil mi?

Evet.

Yeni evinizde rahat mısınız?

Hem de nasıl. Karışan yok, hesap soran yok, kısıtlama getiren yok. İstediğim zaman istediğimi yapıyorum. Mesela son 2 hafta çok sevdiğim misafirlerimi ağırladım.

Sakıncası yoksa söyler misiniz kimlerdi misafirleriniz?

Ne sakıncası olacak: 50 yıl önce Aix-En-Provence’da birlikte üniversite tahsili gördüğümüz arkadaşlarım geldi. Sonra da Almanya’dan biri akademisyen diğeri yazar iki dostum Selanik’deydi. Çok güzel zamanlar geçirdik.

Nasıl?

Aixlilerle bir gün Halkidiki’de Nea Fokea’da (Yeni Foça) nefis balıklar yedik, denize girdik, bol bol muhabbet ettik. Sonra onlarla klasik Selanik turu yaptık. Bir gece rembetiko dinlemeye gittik. Bir arkadaşımın dedesi 1912 öncesi Yunanistan Parlamentosunda azınlık milletvekili imiş, merhum babası Selanik doğumlu, çok önemli bir İngiliz Edebiyatı profesörü. Onların anapoli’deki eski evini bulduk. Önce okul sonra da halk kütüphanesi yapmışlar. Gezinin en güzel anlarından birinde de bizim Yorgo, benim arkadaşlarıma 1912-1924 öncesi Selanik slaytlarıyla zenginleştirilmiş bir sunum yaptı: ‘’Osmanlı Selanik’i ve Bugünkü Selanik’’.

Almanya’dan gelenlerle ne yaptınız?

Onlarla da hem gezdik, yedik-içtik eğlendik hem de başta Kürt Meselesi olmak üzere önemli tarihi ve siyasi konularda zengin kimi zaman heyecanlı tartışmalar yaptık.

Misafir önemli değil mi hocam?

Bak misafir genel olarak olumludur, seni zenginleştirir, ufkunu genişletir, birlikte eğlenmenin keyfini arttırır. Ama misafir yani ziyaretçi üç ortamda çok daha önemlidir.

Hangi üç ortam?

Ben üçünü de yaşadığım için ziyaretçinin kıymetini bilirim. Ziyaretçi özel olarak hastanede, hapishanede ve sürgünde fevkalade değerli bir şahıstır. Bugün bu neo-liberal dünyanın dayattığı bencil karakterlere karşı, egoist iklime karşı misafir, dostluğun en kristalize tezahürü. Ayrıca siyasi-ideolojik bir tutumdur misafirlik. Mesela hapise düşmüş bir arkadaşını ziyarete gitmek siyasi bir davranış. Ziyaretçi, tecriti ve yalnızlığı kırar.

Evet hakikaten öyle.

Ben kendimi bu alanda şanslı hissederim. Benim mektep arkadaşlarım, siyasi arkadaşlarım, tribün arkadaşlarım ki hepsi son derece kaliteli, efendi, gırgır, aydın, hoş insanlardır,  sadece hastane, hapishane ve sürgünde değil her zaman her yerde dostluklarını, yardım ve dayanışmalarını gösterdiler.

Hocam, ciddi, siyasi, aktüel konulara giremedik bu hafta ama güzel oldu bence bu sohbetimiz.

Ne demek istiyorsun yani? Demokratik Entegrasyon ya da Butlan benim ziyaretçilerimden daha önemli değil ki...

Pardon onu demek istemedim tabii. Özel hayat ile kamusal hayat birbirinden tamamen kopuk, iki ayrı bağımsız boyut değil, onu biliyorum. Zaten bugün anlattıklarınız da bu gerçeği doğruladı.

Final cümlelerin güzel oldu. Tebrik ve teşekkürler.


(SON/RD)

 

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Beynine sağlık 🙏

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kürt Siyaseti Rojava ve Bakur’da neden yenildi?

·    Hiç bir yenilgi sadece ve münhasıran dış faktörlerle açıklanamaz. ‘’Süreç’’ Türkiye’de bugün çıkmazda, Rojava saldırı altında. Kürt siyaseti   Türkiye’de ve Suriye’de neleri yap(a)madı? Ragıp Duran   Kamuoyunda özellikle sosyal medyada yoğun, keskin, çok katılımlı, ne yazık ki biraz kaotik ve çoğu zaman ağır hakaretler içeren şiddetli ‘’tartışmalar’’ sürüyor. Kürtlerin önemli bir kesiminde, özellikle gençlerde büyük bir infial var. Öcalan’ın Ankara rejimi ile uzlaşması, DEM yönetiminin somut siyasi gerçeklerden kopuk açıklama ve tutumları ile SDG’nin Kuzey Suriye’de egemenliği altındaki toprakların üçte birinden fazlasını kısa süre içinde Ahmet El Şaraa rejimine kaptırması Kürt dünyasında hayal kırıklığı ve öfke yarattı.   Konu Türkiye’de ‘’Barış’’. ‘’Toplumsal Demokrasi’’     ile başlamışken bugün vardığı aşamada ‘’saç örme’’ ve Bahçeli’ye ‘’Kilim hediye etmeye’’ vardı. Suriye’de ise ‘’Demokratik Konfederalizm’’, ‘’Özyönetim’’, ‘’ekoloji’...

SÜREÇ MUAMMASINDA REJİM NELER KAZANDI? KÜRT TARAFI NELER KAYBETTİ?

Ragıp Duran ·       Bilanço zamanı yaklaşıyor. Projede şeffalık pek yok. Buna rağmen açık kaynaklardaki haber, bilgi, yorum ve duyumları değerlendirerek geçici de olsa bir döküm yapmak mümkün. ‘’Terörsüz Türkiye’’ ya   da ‘’Barış ve Toplumsal Demokrasi’’ adı verilen projenin bugün vardığı aşama itibarıyla bir muhasebesini çıkarmaya çalışalım. Kim ne kazandı? Kim ne kaybetti? sorularına yanıtlar arayalım. Önce rejim yani Erdoğan-Bahçeli iktidarının kazançları: -        *   MHP lideri Bahçeli’nin Meclis’te DEM’li milletvekillerinin ellerini sıkmasıyla başladığı öne sürülen   ve daha sonra özellikle Bahçeli’nin demeçleriyle uygulanan proje, Kürt cenahında büyük umutlar yarattı. Bu kesim, Öcalan’ın açıklamalarıyla birlikte Kürt muhalefetinin önemli bir kesimini rejimin yanına çekti. -         *  Proje, DEM ile ana muhalefet partisi CHP’nin arasının açılmasını hızlandırırken, geniş Kemalist ve...

16 SORU

  *Kürt Meselesi konusunda Türkiye’de ve Suriye’de tam anlamıyla bir şeffaflık ve sağlam bilgi az. Kanaat, tahmin ve dilekler çok. Ayrıca ateşli bir tartışma daha doğrusu kapışma var. Üstelik her şey çok hızlı gelişiyor. Yine de işin ana hatları bir ölçüde ortaya çıkmış durumda. Sakinleşip efendice tartışabilsek...   Ragıp Duran Türkiye’deki ‘’Barış ve Toplumsal Demokrasi’’ projesi diğer adıyla ‘’Terörsüz Türkiye’’ girişiminin gidişatı   ile Suriye’deki Şam rejimi ile SDG arasındaki ihtilaflar konusunda kamuoyunda ama özellikle sosyal medyada çok sert bir tartışma sürüyor. Taraflar, eleştirinin çok ötesinde hakaret ve küfürlerle olağanüstü bir kutuplaşma yaratıyor. Öcalan, PKK ve DEM yöneticilerine keza SDG yönetimine yönelik çok ağır ithamlar havada uçuşuyor. Öte yandan da Öcalan’la ve Mazlum Abdi ile hemfikir olmayanlar, bu iki siyaseti eleştiren kesim linç edilmenin eşiğinde. Türkiye ve Suriye’deki gelişmeler, özellikle Kürt dünyasının gençlik kesiminde fevka...