Ana içeriğe atla

Kayıtlar

ÜÇ SOYKIRIM

1937-38 Dersim Hadisesini Dönemin Türk Gazeteleri Nasıl Aktardı? (*) ·       1915, 1937-38 ve bugün yaşadığımız Cizre, Silopi, Gever, Sur katliamları aynı devlet zincirinin halkaları. Türkiye’de bu dönemlerin matbuatı, basını ve medyası, bu üç felaketi de aynı resmi bakış açısıyla izledi ve aktardı.  Merhaba, Bizden önce burada konuşan Cizreli kadınlar aslında her şeyi çok açık bir şekilde anlattılar. Söylenmesi gereken her şeyi söylediler. Neyse ki oturum başkanı bir ara verdi de, biraz olsun kendimize geldik. Çünkü bu trajik konuşmalardan sonra bizim, hepimizin nutku tutuldu. Çoğumuz öfkeden gözyaşlarımızı tutamadık. Cizreli kadınlara da helal olsun! Oğulları eşleri katledilmiş, ama onlar dimdik ayakta ve Barış talebi konusunda ısrarcılar. Benim, medya eleştirmeni olarak, Cizreli kadınlardan öğrendiğim iki şey var: -          Bodrumdaki gençleri, sokaktaki çocukları, kundaktaki   bebekleri, yaşlı kadınları, dedeleri vurup öldürenler ve onlara talimat veren s

Şarkın Garp Istırapları

İki Dünya Arasında  ·           Edirne-Hakkari hattında iktidar bir çok şeyi istediği gibi tasarlayıp yaratmış gibi yapıyor ama milli ve yerli sınırları bir santim geçince bambaşka bir manzara çıkıveriyor karşımıza. Kaktüse kızmayın, çölde başka ne yetişir ki? Paris – Beş kişiler. Kırk yıldır birbirlerini tanıyorlar. Mektepten, mahalleden, işyerinden. Halen diplomat (D), gazeteci (G), akademisyen (A), çevirmen(Ç) ve tüccar(T) kimliğine sahipler. Meslekleri gereği yurtdışıyla yoğun ilişkileri var. Akademisyenle diplomat üniversite eğitimini zaten yurtdışında yapmışlar. Gazetecinin eşi Fransız. Bir tesadüf eseri geçenlerde Boulevard Saint-Michel’de bir kahvede bir araya geldiler.   T- Sen şarap söyledin ama keşke rakı içebilseydik, şööle Boğaz kıyısında… G- Oğlum bir hafta oldu buraya geleli, senin de hemen Türklüğün azdı Ç- Ben ne zaman Paris’e gelsem bizim çocuklar beni hep kebabçıya götürür D- Ankara’dan resmi heyetler geldiğinde onlar da hemen Türk lokantası sorar ya

ANKA KUŞU

·       10 yıl sonra Renaud stüdyoya girdi: Bunalımlarını, düş kırıklıklarını, terörist saldırıları, yaş günlerini,  oğlunu, torununu anlattı. Bir de Kelimeleri… Fransız anarşist chanson geleneğinin yaşayan en önemli şarkıcısı Renaud’nun, belki de 10 yılı aşkın bir süredir beklenen yeni CD’si, galiba dört aylık gecikme ile, 8 Nisan günü piyasaya çıktı. Bunalımlardan yalnızlıklara, içe kapanmalardan kaybolmalara uzanan bu son on yıl içinde, meslekdaşları ve hayranları aslında Renaud’yu hiç yalnız bırakmadı. Yirmiden fazla şarkıcı, stüdyoya girdi, ‘La Bande à Renaud’ (Renaud’nun Çetesi) başlığı altında 2 CD’de Renaud şarkılarını söyledi. Hayranları ise RRS (Reviens Renaud Séchan- Renaud Sechan Geri Gel) başlığı altında bir kampanya yürüttü. Renaud, çalkantılı özel hayatında (Ki neredeyse her aşaması bir albümüne tekabül eder), ‘Fransa’nın En Sevilen Şahsiyeti’ de seçildi, ‘Tütün ve pastis (Fransız rakısı) müptelası’ da oldu.  İlk eşi Dominique’den (Ma Gonzesse) boşandıkta