Ana içeriğe atla

Olmaya düşünmek cihanda bir nefes sıhhat gibi

 Ragıp Duran

·     ‘’Zenginler, istedikleri mesajları fakirlere iletmek amacıyla medya organları satın alır’’ demişti Bourdieu. Biz bu nedenle aktüaliteye fazla yüz vermeyelim. Arkasına, dibine bakalım.

Sokrates, Platon, Aristoteles – Berke Kahraman - Tasfiye Dergisi

Hocam merhaba... Nasılsınız?

İyiyim teşekkür ederim. Sen de iyisin değil mi?

Sağolun iyiyim. Yalnız gündem bu aralar yine çok yoğun. Bir yandan Yeni Parti’deki gelişmeler bir yandan Çerçeve Yasa meselesi... Ne diyorsunuz bu konularda?

Daha önce söylemiştim. Gündeme takılıp kalmayalım. Çünkü gündemdeki konuları doğru dürüst kavrayabilmek için bile öncelikle sağlam, derin bir düşünme, değerlendirme ve eleştiri kültürüne, bu alanlarda güçlü bir arka plan bilgisine sahip olmak lazım. Yoksa iş kahve muhabbetine döner. Fransızcada ‘’Politique politicienne’’ (Politikacı siyaseti) diye bir deyim var. Kendi çıkarları için, kısır çekişmeler, yüzeysel atışmalar anlamında.

Nedir bu ‘’Sağlam, derin bir düşünme, değerlendirme ve eleştiri kültürü’’ dediğiniz?

Öyle üç cümlede açıklayabileceğim bir şey değil. Ama geçenlerde kıdemli bir siyasetçi, özel bir sohbette ‘’Ortam hepimizi zehirliyor. Geçen gün fark ettim, bazen ben de sloganlarla konuşuyorum. Halbuki tartışmayı öğrenmeden önce özgür düşünmeyi öğrenmemiz lazım’’ dedi. Dikkat et ‘’Özgür Düşünce’’ demiyor, ‘’Özgür Düşünme’’ diyor.

Biraz açar mısınız?         

İnsanı diğer canlı varlıklardan ayırdeden önemli özelliklerinden biri, belki de birincisi, düşünmesi. Düşünmek, düşünebilmek hele özgürce düşünmek aslında başlı başına devrimci bir tutum. Hannah Arendt’i bilirsin. Şu anda elimin altında yok ama önemli bir tespiti şu: Faşizm, kitleleri ya da tek tek insanları, esas olarak, faşist ideoloji ve politikalara bağımlı kılmaya çalışmaktan çok, insanların düşünme yetisini iptal ve imha etmeye çalışır. Çünkü düşünemeyen insan, yani olumlu ile olumsuz ayrımını yapamayan insan, düşünemediği için eyleme de geçemeyen insan çok kolay yönetilir.

A evet Hocam. Türkiye’deki en önemli Arendt uzmanı Fatmagül Berktay’ın bir konuşmasında duymuştum bu sözleri.











Fatmagül Hocayı tanırım. Gerçekten çok değerli bir aydın. ''Birlikte Düşünmek, Fatmagül Berktay'a Armağan'' başlıklı kitabı daha dün sipariş ettim.


Düşünme kültürü diyordunuz...

Sen gündeme meraklısın, aktüel bir konuyla bağlantısını açmaya çalışayım bu meselenin. Bir grup insan, bunların arasında siyasetçiler var, akademisyenler var, kendini gazeteci sananlar var, bunlar halihazırda devletin bir mahpusla müzakere yaptığını sanıyor.

Yapmıyor mu?

Bu devlet kiminle ne zaman müzakere yapmış ki? Var mı bir müzakere, pazarlık, diyalog geçmişi? Osmanlı’da ve T.C’de devletin yurttaşları, yurttaş grubu ile hiç bir müzakeresi yok. Osmanlı’da dış unsurla müzakere denilebilecek tek örnek askeri mecrada gerçekleşmiş. Sonradan yani çöküş dönemindeki devletlerarası anlaşmalar ayrı bir konu.

Nasıl?

Osmanlı, yükselme/genişleme yani işgal yıllarında mesela bir Bizans kalesini/kentini kuşatıyor. Kale düşmeden önce içeriye bir heyet gönderiyor komutan ve karşı tarafa mesajını iletiyor: ‘’Yarın akşama kadar teslim olmazsanız burayı yakar yıkar dümdüz ederiz!’’. Osmanlı usulü müzakere bu.

’Devletle müzakere yaptığını sananlar’’ diyordunuz. Anladım kimlerden söz ettiğinizi ama sonrasını bekliyorum.

Are You More A Marxist Or A Lennonist? - Chris Carosa

Bu kesim, devleti hele Türk devletini ya hiç bilmiyor, ya da anlamamış, anlamışsa da yanlış anlamış. 6 yüzyıl 3 kıtaya egemen olmuş Osmanlı’nın devamı ayrıca koca Bizans İmparatorluğunun varisi bu devlet. Bizans sözcüğü aynı zamanda entrika anlamına da gelir. Oturup öyle esir almış olsa da dengesiz tutarsız bir esirle müzakere filan yapmaz. Suya götürür sussuz getirir. Bak bu kesim, devleti önce teorik olarak anlayıp kavramak için Platon, Aristoteles ve Sokrates’i okuyup sindirmiş mi?  Sonra Marx, Lenin, Bourdieu ve nihayet Poulantzas’ın devlet ve iktidar konusundaki görüşlerinden haberdar mı? Bugün devletle müzakere ettiğini sananlar  Abdülhamit, İttihat Terakki ve Mustafa Kemal’in uygulamalarını biliyorlar mı?







Hocam siz de doktora talebesinden talep edilenleri istiyorsunuz bu kesimden. Abartılı olmuyor mu?

Devlet kurmak, bir milleti kurtarmak, bağımsızlık, özgürlük kazanmak doktora yapmak kadar kolay mı sanıyorsun?

Yok değil tabi ama bu taleplerinizi karşılayacak bir örgüt, bir lider kadrosu göremiyorum ben.

Tamam işte bu zihniyet, bu altyapı olmadığı için sözkonusu kesim paralel evrende yaşıyor halen. Devlet kollarını açmış onları kucaklamış durumda, bunlar hala ‘’İmralı’ya özgürlük, statü, barış, demokrasi’’ filan diyor. Oysa çoktan devlete entegre olmuşlar haberleri yok.  Devlet, bunları parmağının ucunda oynatıyor.

Bu sizin sözleriniz hani biraz devlet propagandası olmuyor mu?

Yoo niye propaganda olsun. Ben devletin gücünden, maharetinden, geçmişinden söz ediyorum. Propagandada yalan vardır, eğrilmiş bükülmüş bilgiler olur. Benim söylediklerim hakikati yansıtıyor. Ben rakibimi iyi tanımak zorundayım. Yoksa ona karşı doğru mücadele veremem.

Hocam bugün biraz Siyasal Bilimler dersi gibi oldu. Ama bence iyi oldu. Hakikaten gündeme takılınca ufkumuz daralıyor, hatta fikrimiz kısırlaşıyor, değil mi?

Evet ama ben kimseye ders vermem, ders alırım!

Fatih Terim’i de anmış olduk bu vesileyle... İyi günler. Haftaya görüşmek üzere.

Look at the tabela!








(SON/RD)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kalkan-Çakır Söyleşisi Üzerine

  ·      Bugün Türkiye’de gerçek anlamda bağımsız, özgür gazetecilik yapılabiliyor mu?   Söyleşinin, haber, yorum, incelemeden ne gibi farkları olmalı? Kalkan-Çakır söyleşisini değerlendirmeye çalıştım. Ragıp Duran Ruşen Çakır’ın Medyascope’da yayınlanan Duran Kalkan söyleşisini yeni izleyebildim. Çakır, söyleşinin yarattığı tartışmalar hakkında da bilahare kısa bir video çekti ve bazı eleştiriler konusundaki görüşlerini yayınladı. Konunun kalbine inmeden başlangıçta iki noktaya dikkat çekmek istiyorum: ·        Türkiye’de halihazırda, yani tüm medya organlarının neredeyse yüzde 90’ı iktidarın denetiminde iken, halen 13 gazeteci hapiste, onlarcası da kovuşturma altında iken, çok sayıda gazeteci de sürgüne çıkmak zorunda kalmışken,  rejimden farklı düşünenler bir X mesajı nedeniyle sorgulanıp gözaltına alınıyorsa, Türkiye’de gazetecilikten söz edilemez. Çakır’ın söyleşisi iyi gazetecilik mi kötü gazetecilik m...

Ben sizin sürünüzden ayrılan koyun değilim!

Yayınlanan bir yazım ile 8 kelimelik bir cümlem  sosyal medyada acaip bir şekilde yaygınlaştı ve farklı tepkilere yol açtı. Her mesaja cevap verecek halim yok. Ama altı noktaya açıklık getirmek isterim. Ragıp Duran Son zamanlarda yayınlanan R.Çakır’ın D.Kalkan’la söyleşisine yönelik eleştirimle T.Tatari’nin A.Dicle yazısı hakkında X’de yazdığım 8 kelimelik bir cümle, sosyal medyada çok gürültü kopardı. Onbinlerce yurttaş bu iki yazıyı beğendiğini gösterirken çok sayıda sosyal medya kullanıcısı da linç derecesine varan küfür ve hakaretlerle karşılık verdi. Kimseye yanıt vermek, muarızlarımı ikna etmek durumunda değilim. Zaten ilke olarak, trollere ve küfür yazıcılarına yanıt vermemek gerekir. Ama özgürce ve efendice siyasi fikir ya da mesleki tartışma yapmak isteyenler için bir kaç konuya açıklık getirmek istiyorum. Ben politikacı değilim, gazeteciyim. Dolayısıyla benim oy toplamak, tık kazanmak diye bir amacım yok. Tanıklık ettiğim olayları, gördüğüm duyduğum, okuyup araştırdığ...

Kürt Siyaseti Rojava ve Bakur’da neden yenildi?

·    Hiç bir yenilgi sadece ve münhasıran dış faktörlerle açıklanamaz. ‘’Süreç’’ Türkiye’de bugün çıkmazda, Rojava saldırı altında. Kürt siyaseti   Türkiye’de ve Suriye’de neleri yap(a)madı? Ragıp Duran   Kamuoyunda özellikle sosyal medyada yoğun, keskin, çok katılımlı, ne yazık ki biraz kaotik ve çoğu zaman ağır hakaretler içeren şiddetli ‘’tartışmalar’’ sürüyor. Kürtlerin önemli bir kesiminde, özellikle gençlerde büyük bir infial var. Öcalan’ın Ankara rejimi ile uzlaşması, DEM yönetiminin somut siyasi gerçeklerden kopuk açıklama ve tutumları ile SDG’nin Kuzey Suriye’de egemenliği altındaki toprakların üçte birinden fazlasını kısa süre içinde Ahmet El Şaraa rejimine kaptırması Kürt dünyasında hayal kırıklığı ve öfke yarattı.   Konu Türkiye’de ‘’Barış’’. ‘’Toplumsal Demokrasi’’     ile başlamışken bugün vardığı aşamada ‘’saç örme’’ ve Bahçeli’ye ‘’Kilim hediye etmeye’’ vardı. Suriye’de ise ‘’Demokratik Konfederalizm’’, ‘’Özyönetim’’, ‘’ekoloji’...