19 Ocak 2010 Salı

A Ğ C A M E D Y A S I : Hazin ve Haşin

www.gercekgundem.com’un sorusuna yanıt:


A Ğ C A M E D Y A S I
KAYITSIZ, DUYARSIZ, HAZİN VE HAŞİN!

Türk egemen medyasının Ağca’nın cezaevinden çıkışını izleyip aktarması sırasındaki tutumu vahim. Çünkü kendi mesleğinin çok önemli bir mensubunu öldürmüş olan bir kişiye gösterilen önem, biçilen haber değeri ancak patolojik ölçütlerle değerlendirilebilir.
Teknik ve mesleki olarak bakalım önce:
Bunca kamera, foto muhabiri, muhabir ve yazar neden seferber ediliyor ki? Sıradan bir adliye haberi değil mi bu? Ajanslar izliyor, yetmez mi? Cezasını çekip bitiren (O da kesin değil!) hangi katil, dünyanın hangi ülkesinde bu şekilde manşetlere çıkartılmıştır?
Medya, acı çekenlere rahat, rahat yaşayanlara acı hakkında bir fikir, bilgi verebilirse, önemli işlevlerinden birini yerine getirmiş olur.
Bu yanlış/anlamsız/mübalağalı haberleri yazan muhabirler, düzelten editörler, sayfaya koyan sekreterler, ya da fotograf çeken foto muhabirleri bu işi yaparken İpekçi ailesini düşünmüyorlar mı hiç? Bu çalışanları bir kenara koydum, Haber Müdürleri, Yazı İşleri Müdürüleri, Genel Yayın Yönetmenleri nerede nasıl hangi habere müdahale ediyorlar?
Milliyet’in manşeti ne kadar doğru! (Abdi İpekçi’yi bir daha öldürdüler).
Bu arada, yakınları siyasi cinayetlere kurban gitmiş insanların bir araya gelip ortak bir bildiri yayınlamaları çok önemli. ‘Ne biçim bir memlekette yaşıyoruz yahu!’ infialine karşı aklı başında, sağlıklı düşünüp davranabilen insanların uyarıcı mesajı bir nebze olsun umut veriyor insana.
Gazetecilik her zaman her yerde yapılır, yapılabilir.
NTV’nin haberinin girişinde vardı: Kim verdi bu lüks otelin parasını?
2006’da kim sakladı Ağca’yı?
Mavi kazakla uğraşacağına mesela bu iki soruya yanıt arasa medya mensupları… Ağca ile Derin Devletin ilişkilerine (Ellerine sağlık Belma Akçura) biraz da girmemek için tahliyenin eften püften yanları bu kadar büyütülüyor.
Siyasi-ideolojik olarak bakalım biraz :
Şiddet hayranı bir medya ile karşı karşıyayız aslında. Seçici bir şiddet. Kürt silahlı militanlarının şiddetine olağanüstü karşıdır bu egemen Türk medyası ama Türk Silahlı Kuvvetlerinin ya da diğer resmi güçlerin şiddetine hep alkış tutar. Linç yanlısı kesimlerin şiddetini de mazur göstermeye çalışır. Ağca, belki biraz da eski bir Polat Alemdar’dır.
Ağca, sağcı, milliyetçi bir militan olarak dini motifleri de kullandığı için bu egemen medyanın gözbebeği haline gelmiştir. Solcu, enternasyonalist ve ate bir kişi, bu medyada son sayfada tek sütuna beş cm’lik haber olabilir mi? Ağca’nın standartları, ortalama Türkün ölçülerine uygundur. Üstelik de Papa’yı vurmaya teşebbüs ederek İslamiyetin, Doğu dünyasının prestijini korumuş bir kahramanla karşı karşıyayız.
Le Monde’un kurucusu Hubert Beuve-Méry’nin ünlü sözüdür: ‘Her ülke layık olduğu gazeteyi çıkarır’.

3 yorum:

cnbce dedi ki...

Papa'yı vurmakla İslamiyet'in prestijini korumak mı? Yapmayın lütfen, bunu samimi şekilde mi söylüyorsunuz. Papa'nın suikastine sevinecek aklı başında biri Müslüman olabilir mi? O zaman Yahudi Hristyan komşuları ile yemeğini paylaşan Peygamber hangi dine mensup. Lütfen elma ile armut karışmasın...

Adsız dedi ki...

bir kez daha okursanız, yazının o kısmında eleştirdiği medyanın diliyle konuşulduğunu göreceksiniz. Yani "Papa'yı vurmakla İslamiyet'in prestijini koruyan Ağca'dır", demiyor; Ağca'nın kimi medyanın söyleminde o şekilde betimlendiğini söylüyor.

sarperg dedi ki...

Ragıp Abi,

Yıllardır farklı farklı mecralarda dimağımızı geliştiriyorsun.

Sağol varol,
Sarper115