Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Birand'ın Geç Özeleştirisi

Duran: Medyatik gerçek yenildi Deneyimli gazeteci Ragıp Duran, Mehmet Ali Birand'ın Kürt sorununa ilişkin haberlerle ilgili "senaryoydu" itirafını ETHA'ya değerlendirdi. "Oldukça geç bir özeleştiri ve itiraf" diyen Duran, "Medyatik gerçek eninde sonunda hakiki gerçek karşısında yenilgiye mahkum" dedi. Etkin Haber Ajansı / 14 Ekim 2010 Perşembe, 12:50 İSTANBUL- Deneyimli Gazeteci Ragıp Duran, Mehmet Ali Biran'ın Kürt sorunundaki haberlerle ilgili "kendi hayal ürünümüz olan bir senaryo yazıyoruz ve kendimiz de inanır oluyoruz" şeklindeki itirafını ETHA'ya değerlendirdi. EGEMEN MEDYA BÜYÜK TAHRİFAT YAPTI Ragıp Duran, "Birand başından beri Kürt meselesini yakından takip eden, Türkiye basınında Yalçın Küçük'ten sonra Öcalan ile ilk röportajı yapan, Kürt meselesine ilişkin hem inceleme araştırma hem de bir muhabir gibi bizzat gidip olayı yakından takip eden kıdemli bir meslektaşımızdır. Ben o bakımdan Birand'ın dünkü yazısı

R A D İ K A L D E V R İ M ?

ESKİLERLE YENİ GAZETE • Aslında her yeni gazete, yeni bir ufuk, yeni bir dünya anlamına gelmeli. Ama hakikaten yeni ise. Eyüp Can’ın yönetimindeki ‘Devrimci’ Radikal ne kadar yeni? Hakikaten devrimci mi? Hatta radikal mi? Radikal gazetesi, Referans’la birleştikten sonra, ‘Radikal Devrim’ adıyla iddialı bir reklam kampanyası ardından piyasaya çıktı. Pazar günkü ilk sayıyı aldım, okudum. (Gerçi bir gazetenin ilk sayısı, yapılmak istenenleri muhtemelen en az yansıtabilen nüshasıdır ama yine de bir-iki esaslı ipucu verebilir/vermeli kimliği ve geleceği hakkında). Ben bu gazetede Devrim filan göremedim… Boyutun dışında önemli bir yenilik, bir fark bulamadığım gibi, reklam kampanyasının da aslında ciladan ibaret olduğunu gördüm. Üstelik de o reklam kampanyası ve tüm hazırlıklar bence yanlıştı. Eyüp Can’ı, gazete çıkmadan bir kaç gün önce, NTV Radyo’da Ruşen Çakır’ın Yazı İşleri programında dinledim. Ayşe Arman’a söylediklerini de okudum. Can, belli ki gazetecilik konusunda

ÖYLE HER GÖRÜŞ YAYINLANMAZ!

Son bir-iki hafta içinde Sabah ve Zaman’dan (Hayret!) muhabir arkadaşlar telefonla arayıp iki farklı konuda görüş istediler. Sabah’da yayınlanan, mealen ‘Merkez medya aks mı kaydırdı?’ başlıklı dizi için oturdum aşağıdaki kısa görüşü kaleme alıp gönderdim. Sonradan İnternet’de aradım yayınlamamışlar. Olabilir…Editoryal olarak böyle bir hakları var tabi ki…Ama bana bu konuda ne soracağını bilen muhabir ya da gazete yönetimi, herhalde benim aşağı yukarı ne yanıt vereceğimi bilse gerek. O zaman boş yere muhabiri ve beni meşgul etmeye gerek yok. ‘Bu adamın söyleyeceklerini biz yayınlayamayız zaten’ diye düşünüp zaman, emek yitirmeye gerek yok. Mesela bugün egemen medyada Ermeni meselesi ile ilgili bir soruşturma yapılsa, önce ve sonra, Taner Akçam ile Halil Berktay’ın görüşlerine başvurulmuyor değil mi? Zaman’daki muhabir arkadaş da, bir filmdeki tecavüz sahnesiyle ilgili olarak medyanın tutumu hakkındaki görüşümü sordu. Ek sorular da yöneltti. Yaklaşık 15-20 dakika konuştuk. İki gün so

TARAF RÖPORTAJI

ANF’DE (FIRAT HABER AJANSI)YAYINLANAN TARAF RÖPORTAJI Aşağıdaki metin, Fırat Haber Ajansında(ANF) 1 Eylül tarihinde yayınlanmış olan söyleşinin bazı küçük düzeltmeler yapılmış versiyonudur. ANF 10:33 / 01 Eylül 2010 İSTANBUL - Üç yıl önce yayına başlayan Taraf gazetesi, TSK’dan en yoğun zulmü görmüş olan Kürt halkı tarafından ilk başlarda önemsenmişti. Ancak belli bir Kürt okuyucu kitlesine sahip olmasının akabinde yeni roller aldı ve Kürt hareketini hedef edindi. Referandumda BDP’nin ‘boykot’ kararına tahammül göstermeyen Taraf ‘’BDP'ye sayfalarında yer vermeme" kararı alarak kendini teşhir etmiş oldu. Gazeteci ve medya eleştirmeni Ragıp Duran’a göre Kürt okuru kaybetmesiyle birlikte Taraf gazetesi hırçınlaştı. Gazetenin kendisine belge gönderenler tarafından çıkartıldığını söyleyen Duran, gazetenin künyesinde görünen yöneticilerce çıkarılmadığını belirtiyor. Duran’a göre gazeteyi çıkaran isim Ahmet Altan değil. Taraf'ın ilk çıkış sürecinde belli bir Kürt okuyucu kitleye

Açıklamadığım Boykot tutumu!

4 Eylül günü Habertürk gazetesinden bir muhabir arkadaş, beni telefonla arayıp referandumdaki tutumumu sordu. Ben de aşağıda mealen aktardığım görüşümü açıkladım. Ne var ki, 5 Eylül Pazar günkü Habertürk gazetesinde, büyük bir ihtimalle teknik bir aksaklık sonucu, benim görüşüm yayınlanmadı. Adım ise ‘Görüş açıklamayanlar’ sütununda yer aldı. Evet ve Hayır’ı benimseyenlerin görüşlerinin yayınlanmasına rağmen, boykottan bu tam sayfalık haberde hiç söz edilmemesi de ayrıca ilginç. ‘’Kutuplaşmaya karşı olduğum için, AKP’nin samimiyetine inanmadığım için, Hayır kutubunun da siyasi iktidarın oyununa geldiğini düşündüğüm için Anayasa Referandumunda doğru tutumun Boykot olduğu görüşündeyim’’.

Medyası AKP’yi kurtarmaya çalışırken…

SANAL GERÇEK/HAKİKİ GERÇEK + Siyasi iktidar giderek medya mülkiyetine tamamen egemen olmak istiyor. Çünkü son yerel seçimlerden bu yana AKP gerilemeye başladı. Bu açığı medya desteği ile kapatmak mümkün mü? + AKP medyası referandum sonucundan emin değil. Çünkü desteği çok az üstelik Hayır ve Boykot cepheleri güç kazanıyor. Çelişkili ve içtenlikten uzak politikalar şişirme haber ve propaganda kokulu köşe yazıları ile güç kazanamıyor. (Bu yazı 8 Ağustos 2010 tarihli Birgün gazetesi Pazar ekinde yayınlandı) AKP, tüm iktidar partileri gibi, özellikle ikinci kez genel seçimleri kazandıktan sonraki süreçte medya mülkiyeti alanına özel bir önem vermeye başladı. Çünkü ikinci iktidar dönemiyle birlikte neredeyse doğal olarak başlayan yıpranma/zayıflama/kan kaybetme sürecinde AKP’nin medyaya daha fazla ihtiyacı olacaktı. Parlamenter muhalefetin ve karşıtlarının sesini ne kadar kısabilir ve kendi propagandasını ne kadar sürdürebilirse, iktidarının o kadar sağlam ve uzun süreli olacağına inan

İNEGÖL DÖRTYOL KIŞKIRTMALARI

‘‘Bildiğiniz gibi bir süredir Türkiye‘nin değişik merkezlerinde baş gösteren ve en son İnegöl ve Dortyol‘da tüm çıplaklığıyla kamoyuna yansiyan ırkçı saldırıların boyutu duyarlı tüm kesimleri geleceğe yönelik tedirgin etmeye başladı. Büyük bir kesimi zorunlu göçlerin bir sonucu olarak yaşadığı metropollerde can güvenliğinin olmadığını savunurken bir kesim ise buralarda yaşayan Kürtleri potansiyel suçlu görererek ırkçılığı ve ötekileştirmeyi keskinleştirmeye başladı. Bu düzlemde Avrupa‘da günlük olarak yayın yapan Yeni Özgür Politika Gazetesi adına sizden asağıdaki sorulara cevap vermenizi rica edeceğim. Konuyla ilgili düsüncelerinizin sürece olumlu etkiler yapacağı inanciyla çalışmalarınızda başarılar diler cevaplarınız için şimdiden teşekkürlerimizi iletiriz.‘‘ Yeni Özgür Politika Gazetesi (30.07.2010) 1- Sokaklarda başgösteren bu ve benzeri hadiselere nasıl gelindi ve bunda mevcut politikaların rölü nedir? R.D: Sokağın faşistleşmesi olarak tanımlanabilecek gelişme, ku