14 Ekim 2014 Salı

MAVİ TULUM /Renaud (*)

Suphi Nejat Ağırnaslı’nın anısına….

Yavaşça kapattı kapıyı
‘’Anne’’ uyanmasın diye
Fırlattı Humanité’yi kanapenin üstüne
Kedinin yanına
Gitti çöktü bir köşeye
Başı ellerinin arasında

50 yaşında, ihtiyar sayılmaz
Ama n’apacak bu mavi tulumunu
Sefertasını ve kasketini
Bütün hayatı o torbanın içindeydi…

Hep kederli yıllarını düşündü
Ellerinde hala makine yağı
Sonra bir de oğlu aklına geldi
O berhava etmek istemişti her şeyi
Oğlan yokken patladı her şey
Acısız gürültüsüz

Allah’tan hayır gelmez
N’apacak bu mavi tulumunu
Amele kollarını
Bütün hayatı alın terindeydi

Neden bugün aklına geldi oğlu
On yıl olmuştu çekip gideli
‘’Ben kaçıyorum, sen bitmişsin,
Bir köle gibi kalacaksın’’
Görüyor musun evlat
Bugün ben bir hiç’im…

Hala canı çok sıkkın
N’apacak bu mavi tulumunu
Kızıl Bayrağını, Lenin’ini
Bütün hayatı üzerinde çalıştığı makinedeydi

Belki de uyandıracak ‘Anne’yi
Ve diyecek ki ona:
‘’Yine mektup yok ama dönecek bir gün
O hep bizi düşünüyordur, merak etme
Orada Nikaragua’da, Gerilla’da’’

‘Lanet olsun bu insanlara, lanet olsun Tanrı’ya’
Dedi içinden, asarken tulumunu duvara
Benim oğlum benden iyi anladı
Bu rezilliği berhava etmenin mutluluğunu


(*) Renaud’nun 1994 tarihli ‘A la Belle de Mai’ başlıklı albümünden ‘Son Bleu’.

http://www.dailymotion.com/video/xqonf_renaud-son-bleu_music

Hiç yorum yok: