30 Temmuz 2013 Salı

Egemen medya da Erdoğan da Değer Kaybetti



Özellikle direniş ile birlikte ana akım medyaya halk oto sansür uyguladığı
için tepki gösterdi. 
Siz medyanın üzerindeki  otosansür ve sansürün geldiği
nokta hakkında ne düşünüyorsunuz?

 Gezi Direnişi genel olarak iktidara, özel olarak Başbakan Erdoğan’a çok açık ve somut mesajlar verdi. İktidarın bir parçası ve önemli ideolojik aygıtlarından biri olan egemen medya da, bu ayağa kalkıştan nasibine düşeni aldı. Gezi sloganları arasında egemen medyayı eleştiren hatta onu maymuna çeviren sıkı, sivil, güçlü mesajlar vardı. Gezi Direnişi somut olarak medyakrasinin iktidarında, üstelik tepe yönetiminde sarsılmalara neden oldu. Mesela NTV’nin en üst düzey yöneticisi istifa etmek zorunda kaldı. Öte yandan Gezi Direnişini destekleyen bazı meslekdaşlarımız da işten atıldı. Egemen medya bir tek Gezi Direnişi darbesiyle birdenbire özgürlükçü ya da demokrat olmaz, olamaz. Ama egemen medyanın yazı işlerinde artık eskisi kadar sansürcülük hatta otosansürcülük yapmak da kolay değil. Bakın mesela Erdoğan ramazanda iftardan iftira koşup konuşmalar yapıyor, yetmedi moda olduğu için park ziyareti bile yaptı, ama yeminli  yandaş egemen medyanın tüm kanal ve gazeteleri bile Erdoğan’a artık eskisi kadar yer vermedi/vermiyor.

 Sansürün kaldırılışının ardından 105 yıl geçmesine rağmen 
hala onlarca gazeteci cezaevinde bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz

Türkiye’de sansürün resmen kaldırılmasının ardından 105 yıl geçmiş olmasına rağmen  egemen medyanın tanımı ve işlevi henüz değişmedi. Egemenlerin medyası olarak bu yapı hala topluma, halka, kamuya, yurttaşa büyük ölçüde kapalı, siyasi/iktisadi/ideolojik ve askeri iktidar odaklarına ardına kadar açık. Eskiden yayın öncesi denetleme ve ayıklama işlevi gören sansür büroları varken, bugün bu kısıtlamalar patron baskısı, iktisadi baskılar ve ideolojik yüklenmelerle çeşitli şekillerde sürüyor. Sansüre karşı mücadele bir süreç. Her geçen gün özgürlük alanlarını  genişletip, yasak alanları daraltmak mücadelesi. 5 yıl once Kürdistan demek neredeyse suçtu, bugün Kürdistan adı bir çocuğa verildiği zaman üst mahkeme onay verebiliyor. Eskiden meslekdaşlarımızı, özel olarak da Kürt gazetecileri vurup öldürüyorlardı, bugün onları hapise atıyorlar. Gazeteciler kamu yararı olan gerçekleri yazmaya devam edecek, iktidarlar da bu gerçekleri gizlemeye ya da tahrif etmeye çalışacak. Bugünkü iletişim teknolojileri sayesinde ve Türkiye gazeteciliğininin yüzyılı aşkın mücadeleleri sayesinde artık kamusal gerçeği herkesten ve uzun süre gizlemek mümkün olamıyor.(Bakınız Roboski örneği). Gezi Direnişini penguenler önleyemediği gibi bundan sonra eskiye oranla yasaklı alanların daraldığı bir ortamda habercilik yapılacak.


*Dicle Haber Ajansının, 24 Temmuz Basından Sansürün Kaldırılması konusundaki sorularına cevaplar.

Hiç yorum yok: