Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos 1, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gazeteci Devlete Danışmanlık Yapabilir mi?

AKP'nin Kürt Çalıştay'ında İç İşleri Bakanı bir grup gazeteci ve akademisyeni dinlemiş. Gazeteciler şimdiye kadar yazdıklarının dışında yeni bilgi ve görüşler mi iletmişler Bakana? Gazeteci-devlet ya da gazeteci-mahkeme ilişkileri alanında iki önemli örneği hatırlatmakta yarar var. AKP'nin 'Kürt Açılımı' ya da 'Kürt Meselesine Türkiye Modeli Çözüm' adı verilen girişiminin ilk aşamasında, akademisyenlerle birlikte bir grup gazetecinin İç İşleri Bakanlığının çağrısına uyarak Polis Akademisinde bir çalıştaya katıldığı haberi medyada geniş yer buldu. Sözkonusu seçilmiş gazeteciler, İç İşleri Bakanına ve hazır bulunan diğer resmi görevlilere, Kürt Meselesinde çözüm için yapılması gerekenler konusunda görüşlerini/önerilerini iletmişler. Bu meslekdaşların tümü görüşmenin son derece yararlı olduğunu, Bakan Bey'in kendilerini dikkatle dinlediğini ve teşekkür ettiğini söyledi. Çalıştay adı verilen kamuya ve basına kapalı bu toplantı, aslında kollektif bir danış...

Özkök'e bırakılmayacak ciddi iş

Ertuğrul Özkök, Serdar Turgut'u da şahit göstererek modern gazetecilik adı altında klasik/geleneksel gazeteciliği tahrifat ve gizlemelerle karalamaya çalışıyor. Hem kel hem fodul... Sonu galiba yaklaşıyor. Çünkü bir süredir vasiyetname ile günah çıkarma kokteyli türünde yazılar kalame alan Hürriyet'in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, 1 Ağustos tarihli köşesinde 'Gazeteciye bırakılmayacak ciddi iş' başlıklı yazısında, gazeteciliğin mevcut durumu ve geleceği hakkında fikir ve tahminlerini beyan etmiş. Özkök, bu yazısında da, her zaman olduğu gibi bazı yarım ve çeyrek gerçeklerden, saptamalardan yola çıkarak, nispeten ince daha doğrusu sinsi bir şekilde, klasik gazetecilik dediği doğru/geleneksel gazeteciliğe karşı açtığı cihad'ı sürdürüyor. Artık alıştığımız desinformation (Haber tahrifatı) ve misinformation(haber gizleme) yöntemleriyle gazeteciliğin mevcut bunalımını tahlil eden Özkök'ün saptamaları hem eski hem eksik üstelik de yanlış: ''Artık g...